(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12568 E. , 2010/13610 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.11.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı, davalı ve birleşen davanın bir kısım davalıları tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı, davalı (birleşen davada davacı) ve birleşen davanın bır kısım davalıları temyiz etmiştir.
Davaya konu 112 sayılı parsel tapulama işlemleri sonucu davacının murisi adına tespit edilerek tapuya bağlanmıştır. Davalı ...'nın bu taşınmaz üzerine bina yapma tarihi dava tarihi itibariyle on yıl öncesi diye tanımlanmış olup, açıklanan bu bilgiye göre davaya konu taşınmazın davacı ve müştereklerine intikalinin yapılmadığı bir zamana rastlamaktadır. İntikal 28.08.2008 tarihinde yapılmış olup, halen dahi elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tapuya bağlı durumdadır. Yukarıda belirtilen tescil tarihi itibariyle davalının taşınmaz üzerine yaptığı binanın taşınmazın çaplı bulunduğu bir döneme rastladığına göre tapu kaydı ve çapına bakılmadan taşınmaza yapı yapılması yapanı kötüniyetli duruma düşürür. Bu nedenle mahkemece davalının iyiniyetli sayılır biçimde kabulü doğru olmamıştır.
Bir kısım paydaşların zemin bedeli mukabilinde davayı kabul etmeleri de Türk Medeni Kanununun 724.maddesinde tanımı yapılan hakkın oluşmasına yeterli değildir. Üzerine bina yapılan taşınmaz elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmakla Türk Medeni Kanununun 702/2 hükmüne göre tasarrufi işlem sayılan kabule yönelik beyanların paydaşların elbirliği ile karar vermeleri durumunda sonuç doğurur. Yine aynı maddenin üçüncü fıkrası hükmü gereğince; paylaşma yapılmadığı sürece paydaşlardan herhangi birinin kendi payı üzerinde temliki tasarruf doğurur nitelikteki beyanı da hüküm ifade etmez. Davada paydaşlardan biri olan davacı ... halen men'i müdahaleye ilişkin iddia ve davasını sürdürdüğüne göre, ittifaka ulaşmış bir beyanın varlığından söz edilemeyeceğinden birleşen davanın kabulü biçiminde oluşan hüküm usul ve yasaya aykırı olmuştur. Karar bu nedenle bozulmalıdır.