Ceza Genel Kurulu
Ceza Genel Kurulu 2011/6-68 E. , 2011/74 K. "İçtihat Metni"İtirazname : 2010/173875 Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi Mahkemesi : DİYARBAKIR Çocuk Ağır Ceza Günü : 12.01.2010 Sayısı : 242-5 Nitelikli yağma suçundan sanık K.Gün 5237 sayılı TCY'nın 149/1-c-h, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 12.01.2010 gün ve 242-5 sayı ile verilen kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 02.02.2011 gün ve 22785-1041 sayı ile, hükmün oyçokluğu ile onanmasına karar verilmiş, Daire Başkanı C.A.ve Daire üyesi A.K. ise, eylemin 5237 sayılı TCY'nın 142/2-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturacağından bahisle karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay C.Başsavcılığı ise 14.03.2011 gün ve 173875 sayı ile; “İtiraza konu uyuşmazlık; sanığın eyleminin yağma suçunu mu, yoksa hırsızlık suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Yağma; malın zilyedinin ya da üçüncü bir şahsın, cebir ve tehdit kullanılarak bir malı teslime ya da malın alınmasına karşı direnmemeye zorlanmasıdır. Aynı ortak unsurlara sahip hırsızlık ve yağma suçlarını birbirinden ayıran ek unsur, malın alınması sırasında cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Bu cebir veya tehdit, malın zilyedini ya da üçüncü bir kişiyi malın teslimine zorlamak veya malın alınmasına karşı gösterdiği direnci kırmak ya da direnç göstermesini engellemek amacıyla yapılmalıdır. Mağdurda yaratılan zorlama etkisi ciddi, önemli ve almaya karşı beklenen ya da gösterilen mukavemeti kırmaya da uygun olmalıdır. Mağdurun elinde veya üstünde taşıdığı bir eşyanın, mağdurun direnmesine fırsat kalmadan, ani bir hareketle çekilip alınması durumunda, yağma suçunun cebir unsurundan söz edilemez. Başka bir anlatımla yağma suçunun oluşumu için, mağdurun direnç göstermesi, bu direncin kırılması amacıyla cebir uygulanması, ya da en baştan mağdurun direnebileceği öngörülerek direnmesini engellemek amacıyla zor kullanılması şarttır. Somut olaya bakıldığında; suç tarihinde, saat 19.20 sıralarında, yolda yürümekte olan yakınanın önüne çıkan sanık, ani bir hareketle yakınanın boynundaki kolyeyi sert bir şekilde çekip kopararak kaçmıştır. Yakınan 13.10.2009 tarihli ilk ifadesinde, sanığın elini boğazına attığını, kolyesini sert bir şekilde çekerek kopartıp kaçtığını ifade etmektedir. Mahkeme huzurdaki 12.01.2010 tarihli ifadesinde ise sanığın bir elini boğazına attığını, diğer eliyle kolyesini sert bir şekilde çekip kopararak aldığını söylemektedir. Sanık ister yakınanın ilk ifadesinde olduğu gibi tek eliyle kolyeyi çekip almış olsun, isterse ikinci ifadesinde dile getirdiği biçimde tek elini boğazına götürüp diğer eliyle kolyeyi çekip almış olsun, her iki durumda da amacı yakınanın direncini kırmaya değil, malı çekip almaya yöneliktir. Olay ani bir şekilde gerçekleşmiş, yakınan direnmeye fırsat dahi bulamamıştır. Dosyada bulunan raporlara göre, yakınanın boynunun sol tarafından bulunan kızarıklık ve ekimozun kolyenin çekilip alınması sırasında oluştuğu açıktır. Yakınanın direndiğine, sanığın bu direnci kırmak amacıyla cebir uygulandığına ilişkin hiçbir iddia ve delil de bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında, eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiği gözetilmeden, yağma suçundan hüküm kurulması isabetsizdir” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın