(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/7306
- Karar No
- 2011/9024
- Karar Tarihi
- 08.07.2011
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/7306 E. , 2011/9024 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : ... VD.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.12.2004 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil ile imar uygulamaları nedeniyle bedele çevrilen karşılığın davacıya aidiyetine istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; hüküm fıkrasında belirtilen şekilde davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Dava, 07.01.1994, 19.01.1994 ve 18.03.1994 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı 09.02.2011 tarihli ıslah dilekçesinde, dava konusu taşınmazların imar uygulaması sonucu bir kısmının kamulaştırıldığını, bunların kamulaştırma bedellerinin kendisine aidiyetinin tespitine karar verilmesini de talep etmiştir.
Davalılar, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, 14 sayılı parselin imar uygulaması sonucu oluşan 2144 ada 15 sayılı parseldeki muris ...’in hissesinden davalıların murisi ...’e, ...’ten de davalı eşi ...’e isabet eden 20038/4704456 hissenin iptali ile davacı adına tesciline, aynı uygulamayla meydana gelen 2145 ada 11 sayılı parseldeki satış vaadi borçlusu ...’in murisi ...’e ait 39500/139261 hisseden ...’e isabet eden ve davalı eşi ... kızı ...’e intikali gerekli 19750/835566 payın iptali ile davacı adına tesciline, 113 sayılı parselin imar uygulamasından oluşan 8615, 8616, 8617 ve 8618 sayılı parsellerde vaat borçlusu ...’in murisi ...’e ait 144/1152 hisseden davalıların murisine, ondan da davalı eş ...’e intikal eden 12/1152 payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline, yine aynı parsellerde satış vaadi borçlusunun murisi ...’in iştirak halinde paydaş olduğu 92160/1658880 paydan satış vaadi borçlusu ...’in eşi ...’e isabet eden 7680/1658880 ./.. 2011/7306 - 2011/9024 -2- payın iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, keza aynı parsellerde satış vaadi borçlusunun murisi ...’den intikal eden 92160/1658880 paydan satış vaadi borçlusunun mirasçısı davalı ...’e isabet eden 3840/1658880 payın iptali ile davacı adına tesciline, yine aynı parsellerde muris ... kızı ...’dan davalıların murisi ...’in de verasette iştirak halinde paydaş olduğu 276480/1658880 paydan davalılardan ...’e isabet edecek 5760/1658880 payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 14, 113 (bu parselleri imar uygulaması ile oluşan 8619 ve 8620 sayılı parseller), 1134 ve 1159 sayılı parselde paydaşlardan ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ... oğlu ...’e, ...’ten de davalı eşi ...’e isabet edecek olan hisselerden imar uygulaması sebebiyle bedele çevrilen karşılıkların davacıya aidiyetinin tespitine, davacının ... mirasçıları ... ve ... hakkındaki dava konusu taşınmazlara yönelik isteğin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer davalılar hakkındaki davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Burada öncelikle, elbirliği mülkiyet rejiminin ne olduğu ve hüküm ve sonuçları üzerinde durulması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 701-703.maddeleri arasında düzenlenen elbirliği mülkiyeti “kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Bu mülkiyette ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” (TMK m.701). Gerçekten, elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebilecek pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı, elbirliğinde ortaklara aittir. Elbirliği mülkiyetine tabi bir eşya üzerinde hukuki bir işlemde bulunan taraf, elbirliği mülkiyetinin bütün malikleri olmalıdır. Zira, işlem elbirliği ortaklarından sadece biri tarafından yapılmışsa, ortaklığa giren bir mal üzerinde bağımsız tasarruf yetkisi bulunmadığından, bu işlem diğer ortakları bağlamaz. Başka bir deyişle, yapılan sözleşme elbirliği ortaklarının tümü bakımından hüküm ve sonuç meydana getirmez. Örneğin, elbirliği ortaklığında bir mirasçı, miras şirketinin tasfiyesi halinde kendisine isabet edecek miras payını bir başkasına satmayı vaat edebilir. Ancak bu sözleşme, bir taahhüt sözleşmesi olarak geçerlidir. Sözleşmenin ifası, elbirliği mülkiyetinin sona ermesi halinde istenebilir. Fakat belirtmek gerekir ki, elbirliği ortaklarının birbirine yaptıkları satış vaadi sözleşmeleri geçerlidir. Çünkü, bu durumda bir ortağın tasfiye payı azalır veya kalmaz, bu pay ortaklarından diğerinin tasfiye payına ilave edilmiş olur. Kısaca ve tekrar belirtmek gerekirse, elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmazdan elbirliği mülkiyeti çözülüp, miras tasfiyesi yapılmadan, tereke dışındaki üçüncü kişinin sözleşmeye dayanarak maliklerden birinin payını adına tescil ettirmesi olanaklı değildir. ./.. 2011/7306 - 2011/9024 -3-
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus da; elbirliği mülkiyetinin ne şekilde paylı mülkiyet haline dönüştürüleceği hususudur. “Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi” başlıklı Türk Medeni Kanununun 644.maddesinin ilk ve ikinci fıkraları “bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde sulh hakimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içerisinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder. Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kırılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir” şeklindedir. Görülüyor ki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi ya tüm mirasçıların katılacağı bir sözleşme ile tapu sicil müdürlüğü önünde veya bir mirasçının diğer mirasçılar aleyhine açacağı dava sonucu ve her halde yasadaki koşulların gerçekleşmesi sonucu hüküm ile olanaklıdır. Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, tüm mirasçıların yaptığı bir sözleşme yokken veya mirasçılardan birinin diğer mirasçılar aleyhine açtığı bir dava bulunmadığı halde, bilirkişi incelemesi suretiyle elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi mümkün değildir. Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelince;
Davada dayanılan 07.01.1994 tarihli sözleşmenin konusu, 1159 sayılı parseldeki davalıların murisi ...’e mirasçılarından intikal edecek paylara, 19.01.1994 tarihli sözleşmenin konusu, keza 113 sayılı parseldeki davalıların murisi ...’e mirasçılarından gelecek paylara, 18.03.1994 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu ise 14 ve 1134 sayılı parsellerde davalıların murisi ...’e murislerinden intikal edecek paylara ilişkindir. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan, 1134 ve 1159 sayılı parselin kamulaştırıldığı, 113 sayılı parselin imar uygulaması sonucu 8615, 8616, 8617 ve 8618 sayılı parsellere, 14 sayılı parselin ise 2144 ada 15 ve 2145 ada 11 sayılı parsellere gittiği anlaşılmaktadır. Mahkemece tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edildiği, imar uygulaması sonucu 8615, 8616. 8617, 8618 ile 2144 ada 15 ve 2145 ada 11 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının incelenmesinden davacı ile satış vaadi sözleşmesi yapan ...’in tüm taşınmazlardaki murisinden intikal edecek payın elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olduğu görülmektedir. Değişik bir ifadeyle, elbirliği mülkiyeti henüz paylı mülkiyet haline dönüştürülmemiştir. Yukarıda vurgulandığı üzere, elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüşmediğinden ve hiçbir elbirliği malikinin taşınmazlarda tasarruf edebileceği pay bulunmadığından, bu aşamada davada dayanılan 07.01.1994, 19.04.1994 ve 18.03.1994 tarihli sözleşmelerin ifa olanağı bulunmamaktadır. ./.. 2011/7306 - 2011/9024 -4-
Mahkemece yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak ve yine yukarıda söz edildiği üzere elbirliği mülkiyetinin ancak ya tüm mirasçıların katılmaları sonucu yapacakları bir sözleşme veya mahkeme hükmüyle paylı mülkiyete dönüştürülebileceği kuralı gözden kaçırılarak yaptırılan bilirkişi incelemesi esas alınmak suretiyle davanın bir kısım parseller yönünden kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan mahkemece bir kısım taşınmazlar kamulaştırıldığından, kamulaştırılan bu taşınmazlarda satış vaadi borçlusu ...’e mirasçılarından, ondan da davalı eşi ...’e isabet edecek paylar sebebiyle bedele çevrilen bu payların karşılıklarının davacıya aidiyetine karar verilmiş, ancak hüküm yerinde ne bu payların oranı ve ne de bedelin ne olduğu yazılmamıştır. Ne var ki, HUMK’nun 389.maddesi gereğince verilen karar ile taraflara yükletilen hak ve borçların, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde hükümde açıkça yazılması gerekir. Aksi takdirde taraflar, infaz sırasında yeni bazı uyuşmazlıklara düşer ve çekişmelerin önü alınamaz hale gelir. Görülüyor ki kurulan hüküm, HUMK’nun 389.maddesinin öngördüğü prensibe uygun bulunmamaktadır. Öte yandan, hüküm fıkrasının 6/B bendinin ilk cümlesinde “113 sayılı parsel” yerine “1113 sayılı parsel” yazılması da yerinde düzeltilmesi mümkün maddi hatadan kaynaklanmıştır. Hiç kuşkusuz bütün bu nedenler bozma sebebi ise de, temyiz edenin sıfatına göre hükmün bozulması mümkün görülmemiş, düşülen hatalara değinilmekle yetinilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriği ile özellikle yukarıda belirtilen nedenlere göre davacının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ...