(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/8583 E. , 2010/16883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının murisi olan ...’nın, 27 sene önce... Mahallesinde bulunan 14 parsel no’lu taşınmazın zilyetliğini, bölgenin örf ve adetlerine göre, ağaç dikmesi için kendisine verdiğini, söz konusu yere dikmiş olduğu fıstık ağaçlarının, 10 seneyi aşkın bir süreden beri ürün vermeye başladığını, yine bölgenin örf ve adetlerine göre bu şekilde tarlaya dikilen ağaçlar ürün vermeye başladıktan sonra, taşınmaza ağaç diken kişinin, o taşınmazın yarısının mülkiyetini talep etme hakkına sahip olduğunu, ancak davalının babası ...’nın 21.03.1995 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılar arasında yapılan paylaşım sonucunda 14 nolu parselin davalıda kaldığını, davalının ise taşınmazı dava dışı ... ...e, bu kişinin de ... Bilgeç’e sattığını öğrendiğini, taşınmaza yapmış olduğu faydalı masraflar nedeniyle davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini, kendisinin ise maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 10.000.00 TL maddi, 5.000.00 TL manevi olmak üzere toplam 15.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı ile murisi arasında yapıldığı iddia edilen böyle bir sözleşmeden haberdar olmadığını, davacının kötüniyetli zilyet olup, tazminat talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşen kişinin muris ... olduğu, onun da 1995 yılında vefatı üzerine, murise ait malvarlığı mirasçılarına intikal ettiğinden, her mirasçının bu zenginleşmeden miras payı oranında sorumlu olduğu belirtilerek, davalının sorumluluğunun, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, ağaçların belirlenen değerinin, miras hissesine düşen kısmı olan 517,80 TL ile sınırlı olduğu benimsenmek suretiyle, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 517,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi ile koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin 2010/8583-16883 reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Medeni Kanunumuz, tereke malları ve alacakları üzerinde mirasçıların iştirak halinde hak sahipliğini kabul ederken, murisin borçları konusunda ise bu prensipten ayrılarak, “mirasçıların müteselsil sorumluluğu” esasını kabul etmiştir. (MK’nun eski 582, yeni 641. maddesi) Borçlar Kanununun 142. maddesinde düzenlenen "alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyendir" hükmüne göre de müteselsil sorumluluğun gereği olarak, mirasçılardan her biri borcun tamamından sorumludur. Kanundan doğan teselsül hallerinden biri olan “mirasçıların müteselsil sorumluluğu” esasına göre alacaklı alacağının tahsilini, bütün mirasçılardan talep edebileceği gibi, dilerse içlerinden birinden de talep edebilir. Ancak bu durumda borcu ödeyen mirasçının, bu borçtan hisselerine düşen miktar oranında diğer mirasçılara rücu hakkı saklıdır. (MK’nun eski m.617, yeni 682/son maddesi) Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Dava, sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, davacı, davalının murisine ait taşınmaza yapmış olduğu faydalı masrafların tahsili talebiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının yaptığı faydalı masraflar nedeniyle, sebepsiz zenginleşenin davalının murisi olduğu belirtilmek suretiyle, davalının miras payı oranında sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, az yukarda da açıklanan “mirasçıların müteselsil sorumluluğu” ilkesi gereğince, mirasçılardan her biri, murise ait borçların tamamından müteselsilen sorumlu olduklarından, mirasçılardan biri olan davalıya karşı açılan ... bu davada, davalının, diğer mirasçılara miras hisseleri oranında rücu hakkı saklı kalmak üzere, murisin davacıya karşı ödemekle yükümlü olduğu tüm sebepsiz zenginleşme miktarının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının sadece miras payı oranında sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.