(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/5542 E. , 2010/13542 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan tapusu daha sonra devredilmek üzere harici satış sözleşmesi ile 2001 yılında taşınmaz satın aldığını, parasını ödediği halde davalının tapuyu devretmediği gibi parasını da iade etmediğini, davalının haksız surette zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000TL’nin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, mümkün olmazsa taşınmazın rayiç bedeli üzerinden tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalı, davacının satış bedelini ödemediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, harici satış sözleşmesinde satış parası ve bu paranın verildiğine ilişkin ibare bulunmadığı, satıldığı iddia edilen 651 ada,37 parsel numaralı taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, bu nedenlerle sözleşmenin yazılı delil Başlangıcı oluşturmayacağı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında, taşınmaz satışına ilişkin olarak 15.9.2001 tarihli harici satış sözleşmesinin düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, satış bedeli olarak davalıya para ödenip ödenmediği hususundadır. Davalı, davacıdan para almadığını, tanık dinlenmesine muvafakatı olmadığını savunmuştur. Mahkemece, harici satış sözleşmesinde satış parası ile ilgili ibare bulunmaması ve taşınmazın tapuda kayıtlı olmaması nedenleriyle bu sözleşmenin yazılı delil başlangıcı niteliği taşımadığı, davalının muvafakatı olmaması nedeniyle tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği,davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2010/5542-13542 Taraflar arasındaki taşınmaz satışına ilişkin harici satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olup satış bedeline dair hiçbir ibare içermemekte ise de taraflarca imzası inkar edilmediğine göre niteliği itibariyle HUMK 292/2 maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunun kabulü gerekir. Öyle olunca mahkemece, dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamındaki diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.10.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Davacı, bu davasında davalıdan haricen bir taşınmaz satın aldığını, karşılığında 15.000 YTL ödediğini, tapuda devir işleminin gerçekleşmediğini ileri sürerek şimdilik ödediği paranın tahsilini istemiş; davalı, duruşmada davanın reddini dilemekle davayı inkar etmiştir. Mahkemece, 19.9.2009 tarihli oturumda re'sen yemin yöneltilmesi üzerine de davalı Özetle "yurt dışında bulunan davacının anılan taşınmazı 20.000 DM'ye almayı kabul ettiğini, paranın bir kısmını bir ay sonra göndereceğini söylediğine, ancak göndermediğine davacıdan 15.000 YTL almadığına" yemin etmiştir. Mahkemece de davacının iddiasını ispat edemediği gerekçe gösterilmek ve davalının eda ettiği yemini de dikkate alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davada dayanılan ve imzası inkar olunmayan tapulu taşınmazın haricen satışına ilişkin olarak düzenlenen 15.9.2001 tarihli sözleşmede açıkça "37 nolu parselde 520 m2'lik arsamı aşağıda adı yazılı şahsa sattım" yazılı olup, sözleşmede satış bedeli ve bu bedelin tamamının yada bir 2010/5542-13542 kısmının davalıya ödenip ödenmediği konusunda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda usul hükümleri gereği kararlaştırılan satış bedeli ve bu bedelden ne miktarının ödendiğinin ispatı davacıya düşer. Az yukarıda açıklandığı üzere sözleşmede bu yönde herhangi bir açıklama bulunmadığı için davacı satış bedelini ve ödediği miktarı yasal delillerle ispat edememiştir. Ne var ki davalı re'sen teklif edilen yemin sonucu beyanında satış bedelinin 20.000 DM olduğunu ve bu paranın bir kısmının gönderilmediğini kabul etmiştir. Teklif edilen yemin taraf yemini olmayıp, mahkemece re'sen teklif edilen yemin türüdür. Dolayısıyla yeminin bölünüp bölünmeyeceği olayın özelliği gereği bu davada tartışmaya konu edilemez. Hal böyle olunca davalının bu beyanının HUMK 230.maddesi kapsamında isticvap olarak değerlendirilmesinin kabulü zorunludur. Zira gerek anılan madde hükmünce ve gerekse HUMK 339.maddesi hükmünce hakim, gerek isticvap edilen kişiyi ve gerekse yemin edecek kişiyi hakikatı söylemesi konusunda uyarır. Nitekim bu davada da davalıya gerekli uyarılar yapılmış, davalı da satış bedelinin 20.000 DM olduğuna ve bu paranın bir kısmının ödenmediğine ilişkin beyanda bulunmuştur. Bu beyan kendisini bağlar. Hâl böyle olunca satış bedelinin 20.000 DM olduğu ve bu bedelden bir kısmının ödenmediği kabul edilmeli, ödenmeyen miktarın ne kadar olduğu davalıya sorularak açıklattırılmalı, açıklanan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmelidir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiğini düşündüğümden yüce çoğunluğun anılan özleşmenin yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanık beyanlarının irdelenmesi gerektiği görüşüne katılamıyorum.