Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu         2013/1-295 E.  ,  2013/295 K. "İçtihat Metni"İtirazname: 2012/52106 Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi : FETHİYE Ağır Ceza Günü : 28.11.2011 Sayısı : 222-271 Kasten öldürme suçundan sanık B. A.'in 5237 sayılı TCK’nun 81, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2011 gün ve 222-271 sayılı hükmün katılan vekilleri, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.11.2012 gün ve 3686-8798 sayı ile; "Oluşa, dosya kapsamına ve açıklanan gerekçeye göre; sanığın sahibi olduğu işyeri önünde araç park etme yeri yüzünden çıkan tartışmada maktulün, sanığın yanında çalışan N.'a hakaret ederek işyerinden ayrılırken yine sanığın çalışanı olan S.'a tabanca çekerek hakaret edip eliyle etkili eylemde bulunduğu, maktulün sanığın yanında çalışan görevlilere yönelik saldırgan tavrına karşılık sanık ve yanında çalışanlarının maktulün babasının işyerinde çalışan M.'ün aracının yanına giderek camı açması ve diğer araçtakilerin kim olduklarını söylemesi konusunda zorladıkları, M.'ün maktulü arayıp haber verdiği, olay yerine dönen maktulün aracından indiğinde kalabalık olan sanık ve yanındakilerin maktule yöneldiği, sanığın üzerindeki tabancasını çekmeye çalıştığını gören L.'in sanığa engel olmak amacıyla üzerine atıldığı, bu sırada maktulün tabancayla yere doğru ateş ettiği, daha sonra L.'in müdahalesinden kurtulan sanığın ise maktulü hedef alarak ateş ettiği olayda, meşru savunma koşullarının oluşmadığını kabul eden mahkemenin takdir ve uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir" açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 30.01.2013 gün ve 52106 sayı ile; "Sanığın, kiraladığı ve işletmecisi olduğu kampın, bir bölümünü düzenlenecek olan etkinlikler için maktulün babasına ait firmanın sponsor firma olduğu, maktül ve arkadaşı mağdur L.'in araçla olay yerine geldikleri, maktulün park görevlisi N.B.ile tartıştığı, olay yerinden ayrıldığı, iş yerinde çalışan görevlilere yönelik saldırgan tavrına karşılık sanık ve elemanlarının parkeden tır aracın yanına giderek sürücüyü camı açması ve diğer araçtakilerin kim olduklarını söylemesi konusunda zorladıkları, tır şoförü tanık M.’ün telefonla maktulü aradığı, maktul ile arkadaşı L.’in, tırın yanına geri döndükleri, olayın gerçekleştiği yerde sanık, N. B., Ş.A., D. A., Y.T.ve çalışan personelin bulunduğu, araçtan şoför koltuğundan inen maktulün, bağırmaya başladığı, üzerine kayıtlı ve ruhsatlı olan tabancasını belinden çıkartarak, kalabalık ve karanlık olan ortamda ateş etmeye başladığı, N. B.'ın sol femur dış alt yandan kurşun girişi olacak şekilde yaranladığı ve N.'ın yere düştüğü, D. A.'in sağ tibet altından kurşun girişi olacak şekilde yaranladığı ve sanığın sol diz ve femur altından kurşun girişi olacak şekilde ve btm ile giderilebilecek şekilde sanık ve sanığın yanıdakilerin yaralandıkları, sanığın tabancasını belinden çıkarttığı ve maktüle doğrulttuğu, bu sırada mağdur L.‘in araçtan inerek sanığın üzerine atlayarak silahı almak istediği ancak alamadığı, o esnada kendinin de yaralandığını hisseden sanık, tabancasını maktule yönelterek ateş ettiği ve maktülün, sol kasık üstte sias’dan 6 cm. medialde iç tarafta 0.5 cm. çapında çevresinde vurma halkası bulunan ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası, bel orta bölüm sakrum bölgesinde orta hattın 1 cm. solunda dikiş atılmış 1 cm.lik ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası olduğu, kişinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı büyük damar yaralanmasından gelişen kanama sonucu vefat ettiği olayda; Somut olaydaki sorun; sanığın üzerine atılı suç vasfının, haksız tahrik altında kasten insan öldürme mi?, meşru savunma mı? yoksa meşru savunmada sınırın aşılması konularına ilişkindir. ... Olay gecesi maktulün park görevlisi N.B.ile tartıştığı, sanık ve park görevlilerinin tır sürücü tanık M.ten camı açması ve diğer araçtakilerin kim olduklarını söylemesi konusunda zorladıkları, tır şoförü olan tanığın telefonla maktulü aradığı, olay yerine geri dönen maktulün, bağırmaya başladığı, üzerine kayıtlı ve ruhsatlı olan tabancasını belinden çıkartarak, kalabalık ve karanlık olan ortamda ateş etmeye başladığı, N. B.'ın, Durmuş A.'in ve sanığın yaralandığını, ateşlerine devam ettiği, ses çözüm raporunda da açıklandığı üzere, 1,2,3,4 ve 5. atışların maktul tarafından yapıldığı, 6. atışın sanık tarafından, 7 ve 8. Atışların yine maktül tarafından yapıldığı, 9 ve 10 atışların sanık, 11 ve 13. atışların maktul tarafından yapıldığı, diğer bir değişle ilk atışların, ilk haksız harekatın yani ilk beş atışın ölen tarafından yapıldığı, kalan sekiz atışın ise sanık ve ölen tarafından karşılıklı yapıldığı, atışlar sırasında sanığın da ölenin de isabet aldığı, ancak ölenin yarasının ağırlığı nedeniyle kurtarılamadığı olayda, silahla ilk olarak beş el ateş eden ölenin yarattığı ve öldürme konusunda ciddi endişeler yaratan, karanlık ve kalabalık bir ortamda atışlarına devam eden saldırganın, nasıl bir gelişim göstereceği ve ne yapacağı belirsiz olay karşısında, sanığın, gerek kendisine ve gerek diğer kişilere yönelmiş, gerçekleşen, sona ermeyen ve gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunda kalan sanığın eyleminde yasal savunmanın koşulları gerçekleşmiştir. Diğer bir değişle maktulün, tabanca ile sanık ve yanındakilerin üzerine ateş edip üç kişiyi yaralayan, devam eden atışlar karşısında, kurtulamayacağı, öldürüleceği ciddi korku ve endişesine kapılan sanığın bu ruh hali içinde maktule karşılık vermesi sonucu, bir merminin maktule isabet ederek öldüğü sabit olduğundan, somut olayda yasal savunma koşulları gerçekleşmiştir. Sanığın eylemi 5237 sayılı Yasanın 25. maddesi kapsamında kalmaması durumunda, Sanığın, maruz kaldığı saldırı karşısında içine düştüğü korku, telaş ve şaşkınlık dolayısıyla davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından, yasal savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılmayacağı kabul edilmelidir. Burada belirleyici olan, maruz kalınan saldırının kişiyi içine düşürdüğü psikolojik durumdur. Zira, kişi sırf maruz kaldığı saldırının tesiriyle, 'heyecan, korku ve paniğe' kapılarak yasal savunmanın sınırlarını aştığında bu maddeden yararlanabilecektir. Gerek kendisine ve gerekse çalışanlarına tekrarı muhakkak, nasıl bir gelişim göstereceği ve maktulün ne yapacağı belirsiz olan haksız bir saldırıyı o anki hal ve şartlara göre, saldırıyla orantılı bir şekilde defetme zorunluluğunda bulunduğu, bu sınırı mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla aştığı, hakkında TCK.'nun 27/2 ve CMK.nun 223/3-c maddeleri uyarınca, gerçekleşen eylemi nedeniyle kusursuz sayılmalı ve kendisine ceza verilmemelidir" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması isteminde bulunmuştur. CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.03.2013 gün ve 539-1771 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap