22. Hukuk Dairesi
22. Hukuk Dairesi 2011/9190 E. , 2012/3069 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kadıköy 3. İş Mahkemesi
TARİHİ : 17/09/2010
NUMARASI : 2009/908-2010/634
Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğine işe iadesine ve işe başlatmama durumuna ilişkin haklarının belirlenmesini istemiş; buna karşılık davalı işveren ise davacının şirkete 13.11.2009 tarihli ihtarname çektikten sonra personele sözlü olarak istifa ettiğini bildirip bir daha işe gelmediğini ardı ardına iki gün işe gelmemesi üzerine iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II – g maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının istifa ederek 18.11.2009 tarihinde işten ayrıldığı, bu husustaki tutanağın tanıklarca da doğrulandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmü, davacı temyiz etmiştir. Gerçekten istifa işçinin iş sözleşmesinin bozulmasına (feshine) yönelik irade beyanı olup istifa olgusunun sabit olması durumunda istifa ile iş sözleşmesi sona ermiş olacağından bundan sonraki devamsızlığın hukuki sonuç doğurması ve bu husunta düzenlenen tutanaklara değer verilmesi mümkün değildir.
Ne var ki; dosya içeriğine göre 18.11.2009 tarihli tutanakta davacının istifa ettiği belirtilmiş ise de istifa olgusu davacıdan sadır olmuş yazılı delille kanıtlanmış değildir. Davalı tanıkları davacı işten ayrılırken işe gelmeyeceğini söylediğini ve bir daha gelmediğini bildirmişlerdir. Bir yandan davacının istifa ettiği diğer yandan devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği şeklinde ileri sürülmüş olan kendi içinde çelişkili savunma karşısında mahkemenin kabulünün aksine davalı tanıklarının anlatımları istifa olgusunu kanıtlayama yeterli bulunmamıştır. Davacı tanıklarının beyanı davacının işveren tarafından işten çıkartıldığı yolundadır. Davacının fazla mesai ücretinin ödenmesi için Kadıköy 14. Noterliği aracılığıyla gönderdiği 13.07.2009 tarihli ihtarnamenin 18.11.2009 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Tarafların tüm bu delillerin birlikte değerlendirildiğinde davacının fazla mesai ücretini talep etmesi üzerine iş sözleşmesinin işverence feshedildiği ağırlık kazanmaktadır. Bu durumda iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedidiğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının istifa ederek işten ayrıldığının kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
1.Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6.Davacının yapmış olduğu 111,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 01/03/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.