Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi tebligatının asile yapılmasının açıkça usule aykırı olduğunu, usul ve yasaya aykırı olan, görevsiz ve yetkisiz mahkemede açılan, süresinde açılmayan, haksız ve kötü niyetli davayı kabul etmedikleri, davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket karşı yandan kredi kullanmış ise, aralarında bir hukuki ilişki mevcut ise; bunu tüketici sıfatıyla kullandığını, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetki, husumet kapsamında tüm ilk itirazlarını ve defilerini ileri sürdüklerini, sözleşmenin genel işlem şartlarına aykırı düzenlendiğin, fahiş oranda ve miktarda talep olunan faizin kabulünün mümkün olmadığını, faizin fahiş derece yüksek uygulanmasınınj Türk Medeni Kanun’un 2. maddesindeki dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, müvekkilinin karşı yana böyle bir borcu bulunmadığını, davayı kabul etmediklerini savunmuş, davanın reddini, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.