Davacılar, miras bırakanları İ.H.Y. ın 1994 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 497/17830 payını 31.5.1957 tarihinde N.T.’dan satın alarak üzerine ev yaptığını, babasının vefatından sonra kendileri tarafından kullanılan yerin tapu kaydında yanlışlıkla babası adına tescil edilmediğini öğrendiklerini, taşınmazı daha sonra satın alan davalı E.’ün iyiniyetli olmadığını, kayıtların tutulmasından devletin sorumlu bulunduğunu ileri sürüp tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini olmazsa 10.000.000.000 TL tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı Hazine, davanın süresinde açılmadığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tazminat talebinin haksız olduğunu, davalı E., davacıların dava konusu ettikleri taşınmaz ile kendisine ait taşınmazların tapu kayıtlarının birbirini tutmadığını, maliki bulunduğu arsa üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuşlardır. Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “ çekişmeli taşınmaza yönelik iptal isteğinin araya imar şuyulandırma işleminin girmesi ve son malikin kötüniyetinin kanıtlanamadığı gözetildiğinde reddedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak tazminat isteği yönünden Hazinenin Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinden kaynaklanan sorumluluğunun dikkate alınması ve davalı idarenin zamanaşımına ilişkin savunmasının değerlendirilmesi gerektiği” gerekçeleriyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir.