26. Hukuk Dairesi

İstinaf talebinde bulunan tarafın istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Eldeki dava konusu olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca, 04.12.2009 günü sürücü ...’nun, sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...’e çarptığı, akabinde yayanın D-400 karayoluna düştüğü, bu sırada arkadan gelen sürücü ...’nin sevk ve idaresindeki kamyonet ile yerde yatmakta olay yaya ...'e çarparak kaza yerini terk etmesi ile yaya ...'in vefat ettiği, sürücü ... tarafından kullanılan ve müteveffaya çarpan aracın davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihini kapsar şekilde ZMM sigorta poliçesinin tanzim edildiği Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/721 E. sayılı (Ankara 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/366 E. - 2012/37 K. sayılı) dosyası üzerinde alınan ve mahkemece de hükme esas alınan 23/05/2011 tarihli Adli Tıp Raporu doğrultusunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun %10 olduğu, % 10 kusur oranına göre aktüerya hesap bilirkişi raporu uyarınca davacı ... ... 24.356,41 TL zararından 2.435,61 TL, ... ... 34.056,77 TL zararından 3.405,67 TL zararı talep edebileceklerinin belirlendiği, mahkemece anılan raporların hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda trafik kazası 04.12.2009 yılında gerçekleşmiş olduğundan huzurdaki davaya 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerektiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda aynı zarardan dolayı birden çok kişinin ortak kusurları sebebiyle sorumluluğu ve farklı hukuki sebeplerden dolayı sorumluluğunun ayrı hükümlerde düzenlendiği, birden çok kişinin aynı zarara ortak kusurlarıyla sebep olmalarının BK'nın 50. Maddesinde(6918 sayılı yasanın 61 ve 62.maddesi) düzenlenmiş olup, ilgili maddenin "Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar. Hakim, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şumulünün derecesini tayin eyler. Yataklık eden kimse, vakı olan kardan hisse almadıkça yahut iştirakiyle bir zarara sebebiyet vermedikçe mesul olmaz." düzenlemesini içerdiği, buna göre, birden çok kişi bir zarara birlikte sebep olduklarında, aralarında müteselsil sorumluluğun olduğunun kabulü için, müteselsilen sorumlu olabilecek kişilerin zarara birlikte iştirak etmeleri gerektiği, diğer bir ifade ile; sorumlu olabilecek kişilerin zararın meydana gelmesinde kusurlarının bulunması gerektiği, ilgili düzenlemenin müteselsil sorumluluk için kusuru şart koştuğu, birden çok kişinin aynı zarardan dolayı farklı hukuki sebeplerle sorumluluğunun ise, BK m.51'de düzenlenmiş olup, ilgili maddenin "Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksız muamele, akit, kanun) binaen mesul oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur." düzenlemesini içerdiği, müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her birinin, 818 sayılı Kanun’un 142. Maddesine (TBK.nın 163.maddesine) göre, borcun tamamından sorumlu olduğu, nitekim, 2918 sayılı KTK.nın 88/1 maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörüldüğü açık olmakla birlikte meydana gelen zararın zarara neden olan tüm sorumlulardan müştereken ve müteselsilen talep edilmekte olduğunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi zorunlu olup, dava dilekçesinde kusur oranında zarar tazmini talep edilmiş olması halinde bu talep doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı, munzam zarar ve manevi tazminat talep hakları mahfuz kalmak kaydıyla davalıdan tazminat talebinde bulunmuş olup zararın zarar verenlerden müşterek müteselsil tahsiline yönelik bir talepte bulunmamış olduğundan mahkemece sigortalı araç sürücüsünün %10 kusuru oranında tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bununla birlikte, davanın kabul edilen miktarı üzerinden ihtiyari dava arkadaşı olan davacılardan her biri lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece iki davacı için tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin kabulü gerektiği anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf isteminin vekalet ücretleri yönünden kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, istinaf konusu yapılmayan kısımlar baki kalmak üzere, HMK.nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap