45. Hukuk Dairesi

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketi ile davalı şirket arasında akdedilen iletişim sözleşmesi gereğince müvekkil şirketinin, davalı şirket markasının bir yıl boyunca tanıtım pazarlama faaliyetlerine ve sözleşmenin 3. maddesi kapsamında belirtilen hizmetlere danışmanlık edeceğinin, bunun karşılığında müvekkil şirkete hizmet bedeli olarak da aylık 5.000,00 TL + %18 KDV ödeme yapılacağı hususunda anlaştıklarını, müvekkil şirketinin üzerine düşen bütün sorumluluklarını yerine getirirken sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı feshedilme girişiminin olduğunu, akabinde mayıs ayına ilişkin ücret davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenlerden dolayı davanın kabulü ile davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketi ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getirememesinden dolayı söz konusu sözleşmenin feshedildiğini, davacının müvekkiline hizmet veremediği için 2017 yılı Mayıs ayına ilişkin 5.900,00 TL tutarında hizmet bedelini haksız şeklide talep ettiğini, davacı tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, sonucunda da davacı tarafından işbu davanın açıldığını, bu nedenle haksız davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "Her ne kadar davacı dilekçesinde gösterdiği gerekçelerle dava açmış ise de davanın esasını teşkil eden "taraflar arasındaki iletişim sözleşmesi gereği mayıs ayına ilişkin ücret için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali" talebi bakımından davacı tarafında delil olarak açıkca dayanmış olduğu ticari defter ve kayıtlar üzerinde Mahkememizce seçilen mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların alacak ve borç durumunun tespiti için bilirkişi inceleme hususunda ara karar oluşturup, ara kararda bilirkişi görevlendirilip bilirkişi için gerekli olan masraf bakımından kesin süre verilmesine karşın bu süre içinde giderin tamamlanmasından dolayı inceleme yapılamamış ve verilen ihtarat gereği davacı taraf bu delille dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığından ve davacı tarafın yeninden inceleme yapılmasına dair talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.2012 gün ve 2012/9-1199 E., 2012/1215 K. sayılı ilamında da bu ilkeler benimsenmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3). Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde karara ulaşmak bakımından mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. Bu açıklama ve içtihatlardan da anlaşılacağı üzere kesin süre gereği taraf defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamamış dosyada mübrez deliller uyarınca yargılamaya devam olunmak durumunda kalınmıştır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap