1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/10589 E. , 2009/11364 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KIRIKKALE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 30/11/2004
NUMARASI : 2004/196-2004/505
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanın maliki olduğu 12 parça taşınmazını davalı eşine, 2 parça taşınmazını ise diğer davalı K..’a noterde düzenlenen vasiyetname ile bıraktığını, saklı paylarının zedelendiğini ileri sürerek tenkise karar verilmesini istemiştir. Bir kısım dahili davalılar, davacının taşınmazlarda hakkı varsa alabileceğini belirtmişlerdir. Mahkemece, davacının saklı payının zedelendiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, bir kısım Meryem mirasçıları tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan M. Y..'in 30.5.1995 tarihinde noterde düzenlenen vasiyetname ile maliki olduğu çekişme konusu taşınmazlardan 4479 ve 4480 parselleri davalı K..'a diğer 12 parça taşınmaz ile bankadaki mevduatını eşi davalı M..'e M..'in ölümü halinde ise K... ilçesinde bulunan ..... Camii Nur Camii ve Yeni Camilerine vasiyet ettiği, anılan vasiyetnamenin Kırıkkale 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/155 Esas 1997/384 Karar ve 15.7.1997 tarihli kararı ile açılıp okunduğu vasiyet alacaklısı M..in de eldeki davanın açılmasından sonra 7.11.1997 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Bir başka deyişle, vasiyet yapan kendisine vasiyet edilen (vasiyet lehdarından) M..'den önce ölmüş, böylece M.. vasiyetnameden kaynaklanan sebeple kişisel hak sahibi olmuştur. Her nekadar, vasiyetnamede M..'in ölümünden sonra (ki Meryem 7.11.1997 tarihinde ölmüştür.) M..'e vasiyet edilenler .........Camilerine vasiyet yoluyla bırakılmış ise de; cami veya camilerin hak ehliyeti ve tüzel kişilikleri bulunmayan ve müslümanlara mahsus ibadet yerleri olduğu tartışmasızdır. Öte yandan, tasarruf, idare ve nezaretinin 633 Sayılı Yasanın 35.maddesi gereğince Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait olduğunda şüphe yoktur. Bu nedenle, M..in ölümüyle vasiyet edilen mallar bakımından camilerin herhangi bir kişisel hakkının varlığından bahsedilemeyeceği gibi vasiyetnameden kaynaklanan bir hakkının bulunduğu da söylenemez. O halde, bunlar yönünden dahili dava müessesesinin uygulanması ve çalıştırılması da gereksizdir. Diğer taraftan ve hemen belirtilmelidir ki, tenkis davalarında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı yoktur. Davanın konusunu oluşturan 4479 ve 4480 parsel sayılı taşınmazlar davalılardan K..'a, diğer taşınmazlarla T.C. Ziraat Bankasındaki mevduat hesabında bulunan para ise diğer davalı M..'e bırakılmıştır. Mahkemece, tenkis hesabı sonucu davalılardan herbiri için belirlenecek miktarla sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde müşterek ve müteselsil sorumluluklarına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, kabul tarzı itibariyle de miras bırakan adına kayıtlı olup vasiyetnameye konu olmayan 3221 ve 3228 sayılı parsellerin temlik edilmiş gibi; vasiyetnameye konu olan 4479,4480 parseller ile imar ile oluşan 145 ada 5, 6 ve 146 ada 3, 4 parsel sayılı taşınmazların temlik dışı tereke olarak değerlendiren bilirkişi hesabının hükme esas alınması da doğru değildir. Ayrıca, HUMK.'nun 74.maddesi hükmü gözardı edilerek istekten fazlaya karar verilmiş olması da isabetsizdir. Davalıların, temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.