26. Hukuk Dairesi
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Davalılardan ...’ın sevk ve idaresindeki araç ile geri manevra yaptığı esnada yaya olan davacılardan ...’a çarpması suretiyle meydana gelen kazada davacının kusursuz olduğu, kaza nedeniyle davacı ...’da meydana gelen maluliyetin tespitine dair mahkemece alınan ATK raporunda davacının 9 ay süresince iş göremez halde kaldığı ve bu süre içinde bakıma muhtaç olduğu, özür halinin bulunmadığı hususlarının rapor edildiği, mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacı ...’ın 15.475,50 TL bakıcı gideri ve 11.063,59 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam zararının 26.539,09 TL olduğu, davalı ... şirketince yargılama sırasında yapılan 22.917,28 TL ödeme mahsup edildiğinde, davacının toplam 3.621,81 TL bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının bulunduğu hususunun rapor edildiği, davacılar vekilinin yargılama sırasında verdiği 17/09/2019 tarihli dilekçesi ile davalı ... şirketi tarafından davalı ... şirketi yönünden davasından feragat ettiği; mahkemece, yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere, maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmamasına, trafik kazası sonucu bedensel bütünlüğünün zedelenmesi nedeniyle davacı ...’ın duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının takdirinde mahkemece 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde gösterilen özel hal ve şartların karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde gösterilmiş olmasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacıda oluşan zararın niteliği, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu oluşu, olay tarihindeki paranın alım gücü dikkate alınarak davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının, somut olay ile bağdaşan, 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne, hak ve nesafet kurallarına ve adalete uygun bulunmasına göre davacılar vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu kaza sebebiyle cismani zarara uğrayan davacı ... dışında, eşi olan davacı ... ile çocukları olan diğer davacılar adına da duydukları üzüntü nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemece davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesinde bedensel zararlardan doğan manevi tazminat düzenlenmiş ve bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, Hâkimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ise zarar görenin veya ölenin yakınlarının da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini talep edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Bir kişinin cismani zarara uğraması sonucu onun yakınlarının manevi tazminat davası bakımından hak sahipliği durumunun ön şartı "ağır bedensel" zarar koşulunun sağlanmasıdır. Bu koşul mevcut olmadıkça aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyan yakınlar, yansıma yoluyla manevi tazminat isteyemezler. Ancak TBK’nın 56 maddesi 2.fıkrasında yer alan ağır bedensel zarar ifadesinin hangi tür zararları kapsayacağı ise madde metninden açık bir şekilde anlaşılmamaktadır. Madde hükmünde anılan ağır bedensel zararlardan ne anlaşılması gerektiği konusunda ise 6098 sayılı Kanunu’nun Adalet Komisyonu raporundan faydalanılabilir. Zira Komisyon raporunda bu hususun netliğe kavuşmasına imkân tanıyan açıklamalar mevcuttur. Buna göre “ağır bedensel zararın takdirinde”, zarara uğrayan organların önemi, oluşan iş-görmezlik derecesinin oranı, uğranılan ruhsal zararın niteliği ve diğer durumlar gözetilecektir. Somut olayda; haksız fiil neticesinde cismani zarara uğrayan davacı ...’ın kalıcı maluliyete uğrayacak biçimde bir yaralanmasının bulunmadığı, bu haliyle eşi ve çocukları olan diğer davacılar açısından yasada aranan “ağır bedensel zarar” koşulunun gerçekleşmediği nazara alınarak davacı ... dışındaki diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek yapılan inceleme neticesinde, davacılar vekilinin tüm ve davalılar ... ve ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebeplerinin yukarıda belirtilen nedenlerle kabulüne, mahkemece davacı ... dışındaki diğer davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin reddinin gerekmesi sebebi ile bu yönü ile kararın kaldırılmasına, ancak bu hususun giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden anılan husus düzeltilerek HMK.353/1-b/2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulması ve ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönlerin korunması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın