20. Hukuk Dairesi
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müteveffanın çocukları olan davacılar açısından davanın reddi gerektiğini, zira evli ve 18 yaşından büyük olduklarını, zararın ispatlanması gerektiğini, kaza nedeniyle elde edilen gelirlerin mahsubu gerektiğini, söz konusu olayın haksız fiilden kaynaklandığını, bu nedenle davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... plakalı aracın ZMM sigortacısı olduğunu, söz konusu zarardan kaza tarihindeki poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava öncesinde müvekkili şirkete yapılan ihbar üzerine tazminata hak kazanan davadışı müteveffanın annesi ... için mevzuat hükümlerine göre tazminat hesap edilip davacı tarafa ödenmek istendiğini, ancak ödeme teklifinin davacı tarafça kabul edilmediğini, müteveffanın çocukları olan diğer davacıların kaza tarihi itibariyle yaşları gereğince destek tazminatına hak kazanamayacaklarını, kusur oranının tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin mağduru olduğu bu kazada sanık ve davalı haline getirildiğini, zira diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kazaya sebebiyet verdiğini, ...'in tek ve tam kusurlu olduğunu, ceza dosyasında müvekkili de tali kusurlu bulunarak ceza verilmişse de bunun işbu mahkemede bağlayıcı olmadığını, müvekkilinin kusuru olmadığını, bilirkişi incelemesi yapılmasını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...; aracını uzun süreli olarak kiralama şirketine kiraya verdiğini, davalı ...'ın da aracı buradan kiraladığını, bu nedenle kendisinin işleten olarak sorumlu bulunmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; hiçbir aşamada kendisinin beyanının alınmadığını, olay günü iş makineleri operatörlük sınavında iken davalı ...'in kendisinin haberi olmadan montundan araba anahtarını alıp aracını götürdüğünü, sonra da kaza yapmış olduğunu öğrendiğini, kazanın meydana gelmesinde kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'e usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği, davaya cevap vermediği, ancak bilirkişi raporuna itiraz ettiği anlaşılmıştır. YEREL MAHKEME KARARI: Mahkemece, ".....Dosya içerisinde bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; alınan kusur raporunun olayın oluşuna uygun olduğu, meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmış olup davacı ... ve ...'ın olay tarihinde 18 yaşından büyük oldukları, dolayısıyla murisin desteğinden bahsedilemeyeceği, ancak tanık beyanlarından yola çıkarak davacı ...'nın muris dedesi ...'dan destek aldığı ve bu destek tutarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre 51.284,30.-TL olduğu, davalı ...'in ise adına kayıtlı aracı uzun süreliğine kiraya verdiği ve artık işleten sıfatından bahsedilemeyeceği, bu nedenle hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatıyla) yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı ve davalıları ekonomik yönden zorda bırakmayacak nitelikte hakkaniyeti uygun olması gerektiğinden davacı ... için 1.500,00.-TL, ... ve ... için 10.000,00.-'er TL, davacı ... ve ... için 1.500,00.-'er TL manevi tazminatın davalı ..., ... ve ...'den tahsili gerektiği kanaatine varılarak, sonuç olarak; Davacı ..., ... ve ...' ın maddi tazminat istemli davalarının REDDİNE, davalı ... hakkında açılan maddi ve manevi tazminat istemli davanın PASİF HUSUMET EHLİYETİ (DAVALI SIFATI YOKLUĞU) NEDENİYLE REDDİNE, davacı ...'NIN DESTEKTEN YOKSUN KALMA DAVASININ KABULÜ İLE 51.284,30-TL' nin davalı ..., ... ve ... yönünden olay tarihinden, davalı ... Sigorta ve ... Sigorta yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLİ DAVALARININ KISMEN KABULÜ İLE, davacı ... için 1.500-TL, davacı ... için 10.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00-TL, davacı ... için 1.500,00-TL, davacı ... için 1.500,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..., ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili tarafından, "Kararda müteveffanın torunu olan ... için müvekkili şirket aleyhine 51.284,30 TL tazminata hükmedildiğini, mahkemece lehine tazminata hükmedilen davacı torun ile müteveffa arasında fiili ve sürekli bir destek ilişkisinin varlığı yönünde yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın yalnızca tek bir tanık beyanına ve davacıların beyanlarına dayanılarak desteklik ilişkisinin varlığı kabul edilmiş olmakla, kararın kaldırılması gerekiğini, zira 'varsayımsal' desteklik söz konusu olmayıp gerçek destek ilişkisi arandığını, eğer müteveffa sağlığında eylemli ve düzenli olarak yardım etmekte ise bunun gerçek bir desteklik olacağını, ara sıra yapılan yardımların, harçlıkların destekten yoksunluğun kabulü için yeterli olmadığını, davacılar ve tanıkları tarafından müteveffanın torunu ...'ın okul masrafı dahil her şeyini karşıladığının ifade edildiği, mahkemece de bu kabul üzerinden karar verildiğini, mahkemece müteveffanın hesap hareketleri veya varsa işletme hesapları vs.nin dahi incelenmediğini, kaldı ki ...'ın babası olan ...'ın hayatta olup, çocuklarının gerekli ihtiyaçlarını karşılaması için herhangi bir engeli bulunmadığını, bu sebeple davanın tümden reddi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili tarafından, "....Davacı tarafın başvuru yapmadan işbu davayı açtığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, destekten yoksunluk tazminatı davasını çocuğu adına babanın açtığını, çocuğuna Medeni Kanun gereği bakmakla yükümlü olan babanın çocuğuna bakmayarak sorumluluklarını yerine getirmediği gibi babasının ölmesi ile çocuğu için babasının ölmesi sebebiyle tazminat talep etmesinin kabul edilemez olduğunu, desteklik bağının incelenmediğini, müteveffa ile davacı arasında desteklik ilişkisi bulunduğuna dair sadece bir tanık beyanına dayanıldığını, gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan (sosyal durum araştırması vs.) verilen kararın hatalı olduğunu" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiş, ancak çıkarılan muhtıraya rağmen süresinde istinaf harçlarını ikmal etmediğinden MAHKEMECE VERİLEN 11.05.2022 TARİHLİ İSTİNAF İSTEMİNDEN VAZGEÇMİŞ SAYILMASINA DAİR EK KARARA YÖNELİK OLARAK DA; "...Bam geri çevirme kararı uyarınca mahkemece davalıdan 616,40-TL 1/4 eksik nispi istinaf harcının yatırılması yönünde ayrıca bir muhtıra düzenlenerek tebliğ yoluna gidilmediğini, vekil olarak e-tebligat adresine '30.03.2022 tarihli,- Dosya Bilgileri V1.xml -imzasız-yazılı' ibarelerini içerir ataç sembolü tıklandığında açılmayan içi boş bir e-tebligat gönderildiğinin görüldüğünü, mahkemenin bu tebligatının e-tebligat mazbatası olduğunun taraflarınca ek karar tebliğinden sonra UYAP dosya evrak sorgulamasından görüldüğünü, açılmayan bu tebligat mazbatası içinde ayrıca bir muhtıra yazısının dosya içinde de bulunmadığının UYAP ortamında görüldüğünü, bunun araştırılmasını talep ettiklerini, ek karar tebliği sonrasında UYAP ortamında dosya sorgulamadan aldıkları mazbata üzerinde yazan anlaşılır olmayan miktarların Harçlar Kanununa ve Dairenin geri çevirme kararına uygun bir şekilde olmadığının açık olduğunu, kalemin dosyaya özensizliğini anlatmakta zorlandıklarını, HMK'nın 344. maddesi gereğince davacı tarafın istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının Dairenin geri çevirme kararına, usul ve yasaya aykırı olduğunu, çünkü mahkeme tarafından 11.03.2019 tarihinde istinaf nispi karar harcının eksik yatırıldığına ilişkin muhtıra düzenlenmiş olup ilgili muhtırada belirtilen gerekli harçlar ve masrafın yatırıldığını, söz konusu ara karar sonrası eksik harç ödenmekle bakiye harç kalmadığını, mahkemenin Dairenin geri çevirme kararı doğrultusunda harç eksikliği giderilmesini sağlayacak muhtıra yazısı çıkarma işleminin yasaya uygun olmayıp hatalı olduğunu, mahkeme tarafından 11.03.2019 tarihli muhtıraya ilişkin eksik harcın taraflarınca yatırılmış olduğunu, istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ek kararın kaldırılmasını..." beyanla, ek karara karşı istinaf isteminde bulunmuştur. Davacılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, "...Müteveffa dedenin çocukların bakımını üstlendiğini, müteveffa dedenin torunlarına ölünceye kadar baktığını, nüfus kayıtlarından da görüleceği üzere küçüklerin ikametinin hala dedeleri müteveffanın evi olarak gözüktüğünü, küçük ...'nın öğrenci olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bu yöndeki itirazlarının yersiz olduğunu, dinletmiş oldukları tanıkların komşu olduğunu, mahkemenin eksik inceleme yaptığı yolundaki itirazların yersiz ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, diğer davalı ... Sigorta A.Ş'nin itiraz ettiği varsayımsal bir durumun bulunmadığını, bunların dışında ayrıca müvekkilleri lehine takdir edilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, sigorta şirketi dışındaki diğer davalıların tam kusurlu olmasının, müteveffanın kusursuz olması hususlarının ve müteveffanın aile içinde çok seviliyor olmasının, ölümün normal bir ölümün dışında çok elim bir kaza neticesinde gerçekleşmiş olmasının değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre takdir edilmiş olan manevi tazminat tutarlarının ne kadar düşük olduğunun anlaşılacağını, ayrıca müteveffanın oğullarına da daha önce izah ettikleri üzere maddi destekte bulunmasına rağmen oğulları lehine maddi tazminat takdir edilmediğini...." beyanla, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili tarafından, "....İtiraz ettikleri hususun davacı ... lehine 51.284,30-TL destekten yoksun kalma tazminatına ve davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi olduğunu, davacı torun ... lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, destekten yoksun kalan kimse veya kimselerin devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmaları gerektiğini, böyle bir durumun davacı ... için geçerli olmadığını, manevi tazminatın kabulünün de karardaki bir başka usule ve yasaya aykırı kısım olduğunu, karşı tarafın zenginleşmesine matuf nicelikte olduğunu, müvekkilinin, mağduru olduğu trafik kazasında olayın sanığı ve davalısı haline getirilip 2/8 oranında kusurlu bulunduğunun mütalaa edildiğini, kazanın oluşumuna ... plakalı araç sürücüsü ...’ in, raporda da tespit edildiği üzere 2.14 promil alkollü olmasının neden olduğunu, tek ve tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkili ...'ın ise orta şeritte kendi yolunda, yol ve trafiğin gerektirdiği bir hızla seyir halinde iken, hiçbir kusuru yokken bu elim kazaya karıştığını, 2/8’lik kusur oranını kesinlikle kabul etmediklerini mahkemeye de bildirdiklerini ve dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne tevdiini talep ettiklerini, ancak yerel mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, kusur isnadını kabul manasına gelmemekle birlikte, davalı/müvekkilinin bilirkişi raporuna göre 2/8 oranında kusurlu olduğu bir kazada hükmedilen tazminatlardan kusuru oranında değil de, tamamen müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olmasının kabulünün mümkün olmadığını...." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın