(Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/1697 E. , 2010/7273 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 124 ada 7 parsel sayılı 50334,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına, 130 ada 7 parsel sayılı 1212,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... Köy Tüzel kişiliği adına tespit edilmiştir.
Davacılar İskender ve ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 29.05.2009 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün eşit paylarla davacılar adına, kalan bölümün Hazine adına, 130 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 26.03.2009 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün eşit paylarla davacılar adına, kalan kısmın davalı ... Tüzel Kişiliği adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... Tüzel Kişiliği vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Mahkemece, çekişmeli 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davacılar tarafından dava konusu edilen bölümünün atalarından kalma olup, davacılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın davacının dedesi olan İskender’in bağı olarak bilindiğini; ancak, taşınmazın uzun süredir boş olup, kullanılmadığını beyan etmişler; zirai bilirkişi de raporunda taşınmazın uzun yıllardır işlenmediğini belirtmiş; mahkemece sözü edilen beyan ve rapora karşın zilyetliğin terk edilip edilmediği konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve zirai bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, davacıların dedesinin zilyetliğinin hangi tarihte kesildiği, bu tarihten itibaren zilyetliğin devam ettirilip ettirilmediği, zilyetliğe ara verilmiş ise hangi nedenlerle ara verildiği, iradi olarak zilyetliğin terkinin söz konusu olup olmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; zirai bilirkişiden taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
2.Mahkemece, çekişmeli 130 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davacılar tarafından dava konusu edilen bölümünün atalarından kalma olup, davacılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın odanın önündeki harman olarak bilindiğini, boş durup kimse tarafından kullanılmadığını, davacıların kendilerine ait olduğunu söyleyerek sahip çıktıklarını beyan etmişler; zirai bilirkişi de raporunda taşınmazın uzun süredir kullanılmadığını belirtmiş; mahkemece, sözü edilen beyan ve rapora karşın davacıların iktisaba elverişli zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve zirai bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, davacıların taşınmaza ne şekilde zilyet oldukları ve sahip çıktıkları (etrafının davacılar tarafından çevrilip çevrilmediği, taşınmaz üzerine ağaç dikilip dikilmediği, odun veya başkaca her hangi bir şey konulup konulmadığı) etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, zirai bilirkişiden taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı ... Tüzel Kişiliği vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.