1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/10041 E. , 2009/11699 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2009
NUMARASI : 2008/289-2009/157
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakan M..'in 87 parsel sayılı taşınmazın davalı kızına satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.Davalı, eşinin başka şehirden olduğunu, yanından ayrılmalarını istemediği için murisin taşınmazı kendilerine sattığını, üzerine 4 katlı bina yaptıklarını, iddiaların yerinde olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği değerden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı M..’in maliki olduğu 87 parsel sayılı taşınmazını 18.04.2001 tarihli akitle davalıya satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706 (yeni TMK 782) Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır.
Öte yandan miras bırakanın sağlığında mal varlığının tamamını veya bir kısmını,mirasçıları arasında hoş görü ile karşılanabilecek makul ölçüler içerisinde paylaştırmışsa mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz etme olanağı yoktur. O halde miras bırakanın denkleştirme yapıp yapmadığı üzerinde durulması, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden, taşınır, taşınmaz ve hakların araştırılması,tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, her bir mirasçıya geçirilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınarak paylaştırmanın mı, yoksa mal kaçırma amacının mı üstün tutulduğunun aydınlığa kavuşturulması zorunludur.
Somut olaya gelince, davacılar A.. ve S.. miras bırakanın oğulları, davalı ise kızıdır. Mirasçı olarak ayrıca dava dışı eşi bulunmaktadır. Davacıların Ankara ve İstanbul’da, davalının ise muris ile aynı şehirde yaşadıkları, 1640 m2 yüzölçümlü çay bahçesi niteliğindeki çekişme konusu taşınmazın temlikinden sonra davalı ve eşi tarafından dört kattan oluşan betonarme bina inşa edildiği, bilirkişinin emsal araştırması da yaparak akit tarihinde gösterilen değer ile gerçek değerin aynı olduğunu belirlediği, halen muris adına kayıtlı 5699 m2 lik çay bahçesi, 5594 m2 lik çay bahçesi ve kargir ev ile 1003 m2 lik tarla niteliğinde taşınmazların bulunduğu tüm dosya kapsamı ile sabittir.O halde, yukarıda değinilen somut olgular ile özellikle tanık olarak dinlenen tarafların anneleri Resime’nin, taşınmazın davalıya satıldığı satış bedelinin murise ödendiği yönündeki anlatımları açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olmadığı akdin in'ikadında mevcut olmayan irade kastının akdin geçersizliğini gerektirmeyeveği asıl olanın murisin iradesi olduğu gözetildiğinde temlikin muvazaalı gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir.Hal böyle olunca açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.