1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/10037 E. , 2009/11701 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ALANYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2009
NUMARASI : 2008/339-2009/267
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ölünceye kadar bakıp gözeteceği vaadine ve baskılarına dayanamayıp, maliki olduğu 2 parsel sayılı taşınmazı davalıya temlik ettiğini, sonrasında davalının bakmadığı gibi taşınmazdan çıkarmaya çalıştığını, satış bedelinin ödenmediğini, aynı zamanda yaşlı ve kandırılmaya müsait olup müzayaka halinden yararlanıldığını, bedeller arasında aşırı oransızlık bulunduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı ile aynı evde birlikte yaşadıklarını, satışın gerçek olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazda 1/2 payın 21.11.2007 tarihinde davacı tarafından satış suretiyle davalıya temlik edildiği, geri kalan 1/2 payın ise dava dışı kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, anılan temlikin hile ile gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.
Somut olaya gelince; davacının, çocukları olmadığı için ölen eşiyle birlikte çok küçük yaşta davalıyı evlat edindikleri, büyütüp evlendirdikleri, çekişme konusu taşınmazda yer alan davacıya ait evde birlikte yaşadıkları, davalının ise taşınmazdan elde edilen gelirle geçimini sağladığı, alım gücüne sahip olmadığı, davacının emekli maaşı aldığı, ve mali güvencesi bulunduğu ve satmasını gerektirir bir zorunlu ihtiyacının bulunmadığı, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/795 Hazırlık sayılı dosyasında davacının, taşınmazın devri için tehdit edildiğinden bahisle davalının eşi hakkında şikayette bulunduğu dosyada mevcut belgeler ve tanık anlatımları ile sabittir.
Bu durumda, yukarıda değinilen somut olgular ile özellikle keşif sırasında tanık olarak dinlenen A.. A..’nın; davacı ile davalının eşinin Tapu Sicil Müdürlüğünün önünde tartıştıkları, davacının kendisine beni evlendirecekler dediği yönündeki anlatımları açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, ölünceye kadar bakma akdi ile yapılacağı düşünülen ve öngörülen akdin hileye düşürülerek çekişme konusu taşınmazdaki payını davalıya satış şeklindeki temlikinin geçerliliğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.. Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.