11. Hukuk Dairesi
Davalı ... A.Ş. vekili, ortada alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını, davacının genel kurulu toplantıya çağırma hakkı olmadığını, satışın iptalini isteyemeyeceğini, satışın yasal düzenlemelere göre gerçekleştirildiğini, paydaşların haklarının ihlal edilmediğini, satış bakiyesi bulunması halinde paydaşlar adına açılan hesapta muhafaza edileceğini, ...'nin idari bir kurum olup satış kararının idari bir karar olması nedeniyle idare mahkemesinin görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın idare mahkemelerinde açılması gerektiğini, henüz genel kurul yapılmadığından iptali talep edilebilecek bir genel kurul kararının da bulunmadığını, ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde ticari teamüllere uygun olarak basiretli bir tacir gibi şirketin yönetildiğini, 6758 sayılı Kanun'un 20.maddesi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, aynı kanunun 19. maddesi kapsamında yetki devri yönergesinin devredilen yetkiler başlıklı beşinci maddesinin birinci fıkrasının c ve ç bendleri uyarınca genel kurul yetkilerini kullanabilme yetkisinin .... na devredilip şirketin yahut mal varlıklarının satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisinin .... na devredildiğini, 7145 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi ile ...'nin kayyım olarak atanmasına ilişkin hükmün üç yıl süre ile uygulanmasına, ...'nin kayyım olarak atanması ile ilgili görev, hak, yetki ve sorumluluklarına ilişkin hükümlerin .... un kayyım olarak atandığı dosyalar bakımından ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış veya tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar uygulanacağının düzenlendiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi ile 7071 sayılı Kanun ile yasalaşan 678 sayılı KHK'nın 33. maddesinin beşinci fıkrasında satış yetkisinin .... 'na verildiğini, davanın İYUK 'ta belirtilen süre içinde açılmadığının tespiti halinde süre yönünden reddinin icap ettiğini, müvekkilinin idari bir kurum olup tesis edilen işlemlerin de idari işlem niteliğinde olması nedeniyle davanın idare mahkemesinde açılabileceğini, ayrıca İstanbul ve İzmir Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararlarda uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idare mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varıldığını, müvekkili kurumun adresi nedeniyle yetkili mahkemenin de İstanbul İdare Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/628 E sayılı dosyasında aynı davanın açıldığını ve müvekkili yönünden yargı yolunun caiz olmaması nedenine dayalı olarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, derdestlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, eldeki dava ile İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/628 E sayılı dosyasında davanın tarafları, konusu, dayanılan maddi vakıalar ve sonuç talepler yönünden aynılık söz konusu olduğu, daha önce açılan İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/628 E sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmeyip istinaf incelemesinde bulunduğu, bu davanın derdest dava niteliğinde olduğu, bu nedenle davanın davalı ... Şirketi yönünden dava şartı yokluğuna bağlı olarak usulden reddi gerektiği, davalı ...'nin idari bir kurum olup somut olayda CMK'nun 133. maddesi çerçevesinde davalı şirkete kayyım olarak atanması yanında ilgili Bakan'ın kanunla verilen genel kurul yetkisini davalı ...'ye devretmesi nedeniyle davalı ...'nin aynı zamanda davalı şirketin genel kurul yetkilerini de elinde bulundurmasına rağmen davaya konu satış kararını genel kurul yetkisine dayanarak değil, 6758 sayılı Kanun'un 19 ve 20. maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi çerçevesinde verilen yetkiler kapsamında hareket ettiği, satış kararının davalı şirketin faaliyetinin devamı için .... tarafından gerekli görülen şirkete ait mal, hak ve varlıkların iktisadi bütünlük kararı çerçevesinde ihale yolu ile üçüncü kişilere devrini içeren bir satış kararı niteliğinde olduğu, buna göre davalı ... tarafından alınan satış kararı ve yapılan işlemlerin davalı ...'nin idari bir kurum olması nedeniyle idari işlem ve karar niteliğinde bulunduğu, İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri çerçevesinde idari işlem ve karar niteliğindeki dava konusu karar ve işlemlerin iptaline yönelik davanın görüm ve çözüm yerinin idari yargı mahkemeleri olup adli yargı mahkemelerinin görevli olmadığı, davalı ... yönünden derdestlik dava şartı ile yargı yolu dava şartı yokluğunun birlikte var olduğu, HMK'da birden çok dava şartı engelinin bulunması halinde hangisine öncelik verileceği konusunda bir düzenleme bulunmadığı, ancak taraflar ve dava konusuna ilişkin dava şartlarından önce mahkemeye ilişkin yargı hakkı, yargı yolu, görev ve kesin yetki gibi dava şartlarının öncelikle gözetilmesi gerektiği, buna göre her ne kadar davalı ... yönünden de davanın derdestlik yönünden usulden reddine karar vermek gerekse de adı geçen davalı için aynı zamanda yargı yolu yönünden dava şartı yokluğunun bulunduğu gözetilerek öncelikle davalı ... yönünden yargı yolu nedenine bağlı olarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi icap ettiği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın yargı yolu sebebine bağlı olarak HMK'nun 114(1/b) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle, davalı ... Şirketi hakkındaki davanın derdestlik sebebine bağlı olarak HMK'nun 114(1/ı) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın