11. Hukuk Dairesi
Davalı ... vekili, davalının sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve teminat limitiyle sınırlı olduğunu, öncelikle kusur tespitinin yapılması gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödemenin veya gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiğini, hesaplamanın aktüer sıfatına haiz bilirkişice yapılması gerektiğini, ölenin belirlenebilir bir ücreti yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, KTK'nın 99. md gereği sigortacının ödeme yükümlülüğünün ihbardan itibaren 8 iş günü içerisinde olması gerektiğinden sigortacı yönünden temerrütün haksız fiil tarihinde oluşmadığını, müvekkili şirkete başvuru yapılmadığından faiz sorumluluğunun ancak dava tarihinden itibaren söz konusu olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar vekili, davalı sürücünün olayın meydana gelmesinden önce yeşil ışığın yanmasıyla normal hızla kaza mahalline doğru yol aldığını, öncesinde kırmızı ışığın bulunduğu yer ile çarpma yeri arasındaki mesafenin az olduğunu, davalının aşırı hız yapmasının söz konusu olmadığını, ölenin yaya geçidinin 10 metre kadar ilerisinde kontrolsüz bir şekilde aniden yola çıkarak karşı tarafa doğru geçmeye çalıştığını, davalının tüm trafik kurallarına uyduğunu, öleni fark eder etmez öncelikle korna çalarak fren yaptığını, direksiyonu sağa kırmasına rağmen kazayı önleyemediğini, ölenin yolun ortasına kadar gelmesine rağmen kendisine kırmızı ışık yandığı halde karşıya geçmeye çalıştığını ve minibüsün sol çamurluğuna ve sol dikiz aynasına çarptığını, ceza dosyasında yapılan keşifte ve keşif sırasında dinlenen tanığın da bu şekilde beyanda bulunduğunu, ceza yargılaması sırasında dinlenen diğer tanıkların ifadelerinin kendi içlerinde birbirleriyle çelişmesi nedeniyle itibar edilebilir nitelikte olmadığını, zarar görenin kendi kusuruyla durmakta olan araca çarpmasının illiyet bağını ortadan kaldırması nedeniyle haksız fiil sorumluluğuna gidilemeyeceğini, talep edilen tazminatların fahiş olup zenginleşme amacı taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir. DAREMİZİN KALDIRMA KARARI ÖNCESİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda 26.02.2015 tarihinde dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalı sürücünün %15, müteveffa yayanın %85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 3.082,48 TL maddi tazminatın; davalı sürücü ile davalı işletenden kaza tarihinden itibaren, davalı ... AŞ'den ise dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kusur durumu, kesinleşmiş ceza kararı, tarafların sosyo-ekonomik araştırması, hak ve nesafet kuralları dikkate alınarak, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmamakla beraber, olay nedeniyle davacıların eş ve babalarını kaybettiği, duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; davacı eş ... için 7.500,00 TL, davacı kızları ..., ... ve ... için ayrı ayrı 4.500,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı araç sürücüsü ... ile davalı işleten ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline , fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekili ile davalılar ... ve ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizin 2019/2668 Esas 2019/1950 Karar sayılı ilamı ile " Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/293 E sayılı dosyasında alınan trafik bilirkişisinin 27.07.2015 tarihli raporunda ve ek raporunda kazanın oluşumunda ölen yayanın asli kusurlu olduğu, davalı sürücünün ağır tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Karşıyaka 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/293 Esas 2016/251 karar sayılı dosyasında bu rapor benimsenerek davalının ağır tali kusurlu eylemi ile taksirle ölüme neden olma suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, verilen kararın itirazın reddi ile 08.04.2016 tarihinde kesinleştiği, ilk derece mahkemesince, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 12.07.2018 tarihli raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün %15, müteveffa yayanın %85 oranında kusurlu olduğu nun belirtildiği, davacı ve davalı tarafça ATK'nın kusur raporuna itiraz edilerek davacılar vekili tarafından İTÜ'den rapor alınması, davalılar vekili tarafından ise ek rapor alınmasının talep edilmesine rağmen mahkemece bu taleplerin kabul edilmeyerek ATK raporu benimsenerek bu rapordaki kusur oranlarına göre hüküm kurulduğu, yargıya güvenilirlik ilkesi gereği ceza dosyasındaki kusur raporu ile mahkemece alınan kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği, mahkemece; ceza yargılamasında alınan raporlar ile mahkemece alınan rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi yönünde İTÜ Trafik Kürsüsünden veya Ankara Karayolları Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, ceza dosyasındaki olguların ve alınan tüm bilirkişi raporlarının tartışıldığı, tarafların rapora itirazlarının da değerlendirildiği, kusur hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesince alınan ve davalının ağır tali kusurlu olduğuna dair kusur raporu ile oran itibariyle çelişki içeren nitelikte ATK raporuna göre hüküm kurulmasının isabetli görülmediği " gerekçesiyle HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İTÜ Trafik Kürsüsünden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan raporda, ölen yayanın trafik ışıklarıyla kontrol edilen kavşakta karşıdan karşıya geçmeden önce kendisine hitap eden trafik ışığının yeşil yanmasını beklemesi gerekirken bu kurala uymayarak kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye çalışması nedeniyle kazanın oluşumunda %85 oranında asli kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise yoğun bir yaya trafiğinin olduğu yerde daha yavaş ve daha dikkatli araç kullanması gerekirken bu kurala uymadığı ve her ne kadar kendi seyir yönünde yeşil yansa da, yayaların karşıdan karşıya geçtiği yerlerde aniden hızlanmaması gerekirken, çarpmanın şiddetinden ve aldığı önlemlere rağmen yavaşlayamamasından anlaşılacağı üzere, meskun mahal hız sınırının üzerinde bir hızla ve dikkatsiz şekilde araç kullanması nedeniyle %15 oranında alt düzeyde kusurlu olduğu gerekçesiyle davacı ...'in maddi tazminat talebinin kabulü ile 3.082,48 TL maddi tazminatın davalı sürücü ... ile davalı işleten ... AŞ den kaza tarihi olan 26.02.2015 tarihinden itibaren, davalı ... AŞ den ise dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı eş ... için 7.500,00 TL, davacı kızları ..., ... ve ... için ayrı ayrı 4.500,00 'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı araç sürücüsü ... ile davalı işleten ... AŞ' den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekili ile davalılar ... ve ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, İTÜ 'den alınan 15.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda ceza dosyasında alınan kusura ilişkin raporun doğru olduğu ve kazanın oluşumunda müteveffanın % 85 oranında davalı sürücünün ise % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, raporda müteveffanın kırmızı ışık yanarken karşıya geçmeye çalıştığı ifade edilmiş ise de ceza dosyasında dinlenen tanıklardan kaza tespit tutanağını düzenleyen polis memurunun müteveffanın kendisine yeşil ışık yanarken yürümeye başladığını, ancak karşıya varamadan kırmızı ışığın yanmaya başladığını ve araç trafiğine yeşil ışığın yandığını beyan ettiğini, müteveffanın oldukça yaşlı olduğu ve hızlı hareket edemeyeceği düşünüldüğünde yeşil ışık yanarken geçmeye başlayan bir yayanın yolun ortasındayken ışığın kırmızıya dönmesi ile geriye dönmesinin ya da yaya geçidinin karşısına ışınlanmasının beklenemeyeceğini, böyle bir durumda sürücünün yoldaki yayanın geçişini beklemek zorunda olduğunu, ceza dosyasında dinlenen tanık beyanlarında davalı sürücünün önceki ışığı çok hızlı bir şekilde vınlama sesi çıkararak kırmızı ışıkta geçtiği ve hızını kesmeden henüz kendisine yeşil yanmamışken kazanın olduğu yaya geçidi üzerinde müteveffaya çarptığının ortada olduğunu, bilirkişi raporundaki ifadelerden davalının hız sınırının üzerinde yüksek bir hızla müteveffaya çarptığının ortada olduğunu, önceki kırmızı ışıkta duran bir otobüsün aracın kalkışıyla bilirkişi raporunda da bahsi geçen bir şekilde hızlanmasının aracının mekaniğine de aykırı olduğunu, bu hususların tanık ifadelerini doğrular nitelikte olduğunu, 15.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda tanık ifadeleri arasındaki çelişkilerinde nazara alınmadığını, davalının aracın normal bir hızda kullanıyor ise idi müteveffayı fark edememe gibi bir ihtimalinin de bulunmayacağını, davalı sürücü ile tanık ... 'in aynı işverene bağlı olarak çalışıyor olması ve meslek hayatına yeni adım atmış olması gibi sebeplerle aracın 30-40 km hızla gittiğine dair beyanına itibar edilemeyeceğini, KTK yönetmeliğinin 101.maddesi gereğince yaya geçidine yaklaşan sürücülerin hızlarını azaltmak zorunda olduklarını, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davalı sürücünün yaya geçidine yaklaşmış olmasına rağmen aracının hızını düşürmediğini, asli kusurun davalı sürücüde olduğunu, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin esas aldığı ceza dosyasında alınan bilirkişi raporundaki sürücülerin yaya geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadır kuralını ihlal etmesi nedeni ile davalı sürücünün tali kusurlu bulunduğunu, raporda aracın 30-40 km hızda olmadığı tespitinden sonra aracın hızlı olduğu sabit iken davalı sürücünün tali kusurlu olmasının kabul edilemeyeceğini, kusur oranına ilişkin yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak davacı eş için belirlenen maddi tazminat miktarının da yetersiz olduğunu, ilerlemiş yaşına rağmen son derece sağlıklı olan ve emekli hakim arkadaşlarıyla her gün buluşan emekli hakim müteveffanın ansızın kazada hayatını kaybetmesi nedeni ile davacı eşi ve çocuklarının duyduğu üzüntünün tarifinin imkansız olduğunu, tüm davacılar için belirlenen manevi tazminat miktarlarının da manevi zararlarını karşılamaktan çok uzakta kaldığını, ayrıca reddedilen manevi tazminat miktarları dolayısıyla hükmedilen karşı yan vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin büyük bir kısmı ödeme mecburiyetleri de dikkate alındığında müvekkillerini tatmin edecek manevi tazminatın üstüne ödeme yapmalarını gerektirecek bir durum yaratıldığını, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının müvekkillerinin karşı tarafa yapmış olduğu icra ödemelerinin dahi altında kalıp hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece % 14,68 kabul oranı, % 85,32 red oranı nazara alınarak yargılama giderlerinin büyük kısmını müvekkillerinin üzerinde bırakıldığını, yargılama giderlerinin tamamının maddi tazminat isteği yönünden yapıldığını, manevi tazminata hükmedilebilmesi için ceza dosyasında alınan kusur raporunun yeterli olduğunu, istinafa konu dosyada alınan kusur raporlarının ve hesap bilirkişi raporlarının maddi tazminatın hesabı için alındığını, maddi tazminat tutarını kabul etmediklerini, itirazları doğrultusunda rapor alınmadığı için maddi tazminat talebini bilirkişi raporuyla belirlenen tutara fazla ilişkin haklara saklı kalmak kaydıyla arttırdıklarını, bu nedenle maddi tazminat talebinin tamamının kabul edildiğini, kısmen red bulunmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinin tamamının davalılardan alınarak müvekkillere ödenmesine karar verilmesi gerekirken mahkemece manevi tazminat talebinin kabul red oranına bakılarak yargılama giderlerinin büyük bir kısmının müvekkillerinin üzerinde bırakılmasının da hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar ... ve ... A.Ş. Vekili, bilirkişi raporunda kazada müteveffanın %85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, yaya ve araçlara yanan ışıklar arasında her zaman 10-15 saniyelik bir süre olduğunu, ışıklar arası anlık bir değişimden bahsetmenin mümkün olmadığını, ışık ihlalinin müvekkili tarafça yapılmasının mümkün olmayıp bu iddianın hayatın olağan akışına ve gündelik hayatta ki bir takım teamüllere aykırı olduğunu, müteveffanın ışık ihlali yaptığını, nasıl olsa geçerim/nasıl olsa dururlar minvalinde bir davranış biçimi ile yola atladığını, bilirkişi raporunda yer alan müteveffanın %85 oranında kusurlu olduğu tespitinin doğru olduğunu, müteveffanın ağır kusurlu olduğunu, 88 yaşında bir kişinin vefatının ailesi üzerinde iddia edildiği gibi şok edecek bir durum olmadığını, Yargıtay kararlarından anlaşıldığı üzere manevi tazminatta en önemli faktörlerden biri merhumun yaşı olduğunu, bu hususlar göz önüne alındığında manevi tazminatın da fahiş olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın