Davacı, ortak miras bırakan F. A..'nun çekişme konusu taşınmazlarını davalı çocuklarına temlik ettiğini, kendisinin murisin 2. eşi olup 1982 yılından beri evli olmaları nedeniyle evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların ortağı olduğundan murisin davalılara yaptığı temliklerin öncelikle mal rejimini ortadan kaldırmaya yönelik bir fiil olduğunu ve terekeden mal kaçırma amacının güdüldüğünü ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile terekeye iadesine, ayrıca intikal tarihinden itibaren elde edilen kira paralarının da faiziyle terekeye iadesine, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında muris muvazaası hukuksal nedenine dayandığını belirtmiş; 25.12.2009 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiş, ancak 28.12.2009 tarihli dilekçesiyle de; karşı taraf ile yapılan sulh protokolünde edimler arasında fahiş fark olduğunu, taşınmazların değerlerinin de beyan edilen değerlerde olmadığı gibi karşı tarafın beyanına kandığını ve feragat beyanının geçersizliği ile taraflar arasındaki sulh protokolünün de hile nedeniyle geçersizliğine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davacının sulh sözleşmesi ve feragat dilekçesinin tanzimi sırasında hataya düşürüldüğünü ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.