1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/12312 E. , 2009/12675 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : AKÇAABAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 12/03/2008
NUMARASI : 2008/247-2008/43
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kök miras bırakanları A..'nin kayden malik olduğu 35 parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava dışı kızı G..'e temlik ettiğini, onun da davalı H..'a devrettiğini, tüm işlemlerin danışıklı olduğunu ileri sürerek tapunun miras payları oranında iptal ve tescilini istemişlerdir. Davalı, miras bırakan tarafından kızlara verilen tüm taşınmazların ,ortak kararları ile kardeşleri G..'e devredildiğini ve kız kardeşlerin rızası ile kendisine satıldığını, satış bedelinin paylarına göre verildiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar iddiaları sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden özellikle eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden dava konusu 35 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan A.G.. tarafından 22.8.1989 tarihinde satış suretiyle dava dışı taşınmazlarla birlikte G. K..'a temlik edildiği, onun da 5.4.1999 tarihli akitle davalı H..'a satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, çekişmeli taşınmazın temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme yeterli bir araştırmanın yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.Şöyle ki, tüm mirasçıların haklarını aldıklarından yapılan işlemlerin tarafların iradesine uygun olduğundan sözedilmişse de; miras bırakanın hak dengesini gözetir bir paylaştırma yapıp yapmadığı açıklıkla belirlenmediği gibi, mirasçılar arasında ( 2005/578 esas sayılı) başka davalarında bulunduğu hususu gözetilmemiş, eldeki dava ile birlikte değerlendirilmiş değildir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirascılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekirki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı,miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamıyacağıda kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, miras bırakandan tüm mirascılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı,tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve begeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirascıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kasdının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğnice BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 7.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.