1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2010/1438 E. , 2010/5727 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADİLCEVAZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/05/2008
NUMARASI : 2002/6-2008/51
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, davalı tarafından dere yatağına dükkânlar inşa edilerek haksız olarak müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinde bulunulmuştur. Islah dilekçesi ile de, davalı adına kayıtlı 170 ada 62 ve 164 ada 26 parsel sayılı taşınmazların dere yatağı içerisinde kalan kısımlarının tapusunun iptali ile tescili, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil talep edilmiştir. Davalı, dava konusu yerin belediyeye intikal etmesi gereken yerlerden olduğunu, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,164 ada 26 parselin 320.72 m2’lik kısmının tapusunun iptaline, dere yatağı olduğunun tespitine, 62 parselle ilgili davanın reddine, dere yatağı içerisinde bulunan muhtesatların yıkımına, ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.5.2010 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asil Adilcevaz Belediye Başkanı ve vekili Avukat.... ile temyiz edilen vekili Avukat .... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava taşınmazın aynı ile ilgili elatmanın önlenmesi, ecrimisil, yıkım ve tapu iptal tescil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davaya hakem sıfatıyla bakılarak karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 29.6.1938 tarihli 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Umumi, Mülhak ve Hususi Bütçelerle idare edilen Daireler ve Belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi idarelere ait Daire ve Müesseseler arasındaki ihtilafların tahkim yolu (hakem marifetiyle) ile çözümlenmesi gerekeceği muhakkaktır. Davadaki tarafların ise, anılan Yasanın 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olduğu ve dava sebebinin taşınmazın aynına yönelik bulunduğu da sabittir. Nevar ki, 3.7.2003 tarihinde kabul edilip 19.7.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü değiştirilmiş, taşınmazın aynı ile ilgili ihtilaflar bu maddenin kapsamı dışına çıkarılarak çekişmelerin genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır. Görev kuralı; kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden (res’en) gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.
Öte yandan, yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konulan usul hükümlerinin; özellikle mahkemelerin görevini belirleyen kuralların -ayrık durumlar hariç- kesinleşmemiş, eldeki davalarda da uygulanacağı tartışmasızdır. Bu durumda anılan yasal değişiklikten önce genel mahkeme tarafından davaya hakem sıfatıyla bakılması gerekeceğine ilişkin görevsizlik kararının dairece onanmış olmasının sonuca etkili olmayacağı açıktır.
Hal böyle olunca davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ,14.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.