Esas No
E. 2010/5026
Karar No
K. 2010/5863
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2010/5026 E.  ,  2010/5863 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,

TARİHİ : 10/06/2009

NUMARASI : 2008/381-2009/254

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı,   davacının maliki   olduğu 233  parsel  sayılı  taşınmaz  üzerinde  yapılmış olan  apartman  dairesine   davalının  haklı  ve  geçerli  bir  nedeni  bulunmaksızın  kullanmak  suretiyle   müdahale   ettiğini  ileri  sürerek, elatmanın  önlenmesi  ve  ecrimisile  karar  verilmesini   istemiştir. Davalı,  taşınmazı yükleniciden  satış vaadi  sözleşmesi  ile   satın  aldığını, bedelini  ödediğini ve  zilyetliğin  kendisine   devredildiğini  belirterek   davanın  reddini  savunmuştur.

Mahkemece, yüklenici  ile  davalı   arasındaki satış vaadi  sözleşmesi  ile  dairenin  satışının  vaad  edildiği, davanın  hakkın  kötüye   kullanılması  mahiyetinde   olduğu  gerekçesiyle  davanın  reddine  karar  verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çaplı taşınmaz üzerindeki bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 233 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmaz üzerinde, kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış binanın  yer  aldığı, taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalı tarafın mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ancak davacının iddiasında belirttiği üzere, taşınmazdaki bölümün davalı tarafından 5 yıldan beri kullanıldığı anlaşılmaktadır. Esasen, taşınmazın kullanım durumu davalının da kabulündedir.

Taşınmazın önceki malikleri ile dava dışı kişi arasında, 09.09.1996 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı ve davalının kullanımında bulunan yerin 01.09.1998 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile yüklenici tarafından davalıya satışının vaad edildiği, daha sonra üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı bulunmayan bina ile birlikte taşınmazın 20.03.2000 tarihinde davacıya satıldığı, davalı tarafından anılan satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan iptal ve tescil davasının reddedilerek, derecattan geçmek suretiyle kesinleştiği ve anılan bu karar ile birlikte, davalının taşınmazda herhangi bir ayni hakkının kalmadığı görülmektedir. Oysa,gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı kişisel bir hakkın bulunması halinde, bunun âkidine yöneltilmesi gerekeceği, taşınmazda mülkiyet hakkı sahibi olan davacıya yöneltilecek bir hakkın bulunmadığı açıktır. O halde, TMK’nun 683. maddesi gereğince, davacının mülkiyet hakkına değer verilerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.

Diğer taraftan, çekişme konusu taşınmazdaki bölümün, uzunca bir süredir davalının kullanımında olduğu, bu hususu davacının iddiasında da benimsediği, ne var ki, davacı tarafından davalıya bir uyarı ve ihtar çekilerek kullanıma son verilmesinin istenilmediği gözetildiğinde, taraflar arasında B.K. nun 299. maddesinde öngörüldüğü şekilde, şifahi olarak ariyet aktinin gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Anılan akit, gayrimuayyen olması sebebiyle de B.K. nun 304. maddesi uyarınca, dava açılmış olmakla, akte son verildiği kabul edilmelidir.

O halde, fuzuli şagilin (haksız işgalcinin) taşınmazı kullanmasından dolayı, taşınmaz malikine ödemekle yükümlü bulunduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden, davalının sorumlu tutulmaması gerektiği de sabitdir. Öyleyse, davacının ecrimisil isteği yönünden temyiz isteği yerinde değildir. Reddine. Davacının, ecrimisil  dışındaki sair temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan  peşin  harcın  temyiz  edene  geri  verilmesine, 24.5.2010  tarihinde  oybirliğiyle  karar verildi.  

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog