1. Hukuk Dairesi         2010/13713 E.  ,  2011/251 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : MUDANYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/04/2009

NUMARASI : 2007/279-2009/166

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı Hazine, davalılar  adına  tapuda   kayıtlı 201  ada  1  parsel  sayılı  taşınmazın  kıyı  kenar  çizgisi  içerisinde   kaldığını  ileri  sürerek, tapu  kaydının  iptali  ile  elatmanın  önlenmesi  isteğinde  bulunmuştur. Davalılar, davanın  reddini  savunmuşlardır. Mahkemece, dava  konusu  taşınmazın  bir  bölümünün  kıyı  kenar  çizgisi  içeerisinde  kaldığı gerekçesiyle davanın  kabulüne  karar  verilmiştir.

Karar, davalılar vekili  tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi C.. Ç..'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve sicilin kütükten terkini ve  elatmanın  önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 11.02.1975 tarihinde kesinleştiği ve davanın 22.04.2009 tarihinde açıldığı kayden  sabittir.

Her ne kadar çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak  (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince )  yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren  5841 Sayılı Yasanın 2.  maddesi ile  3402 Sayılı Yasanın 12.  maddesinin 3. Fıkrasına  eklenen  " bu hüküm iddia ve taşınmazın  niteliğine  yahut  Devlet ve  diğer kamu tüzel kişileri  dahil  tarafların sıfatına  bakılmaksızın  uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 8. maddesinin  " bu kanunun 12.  maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve  tasarrufu altında  olduğu iddiası  ile yürürlük  tarihinden önce  açılmış ve  henüz kesin   hükme  bağlanmamış olan davalarda  dahi  uygulanır"  şeklindeki  hükmü  gözetildiğinde  kadastro  tespitinin  kesinleştiği tarih olan  11.02.1975 ile davanın açıldığı tarih  arasında  3402 Sayılı Yasanın 12.  maddesinde  sözü edilen  10 yıllık  hak düşürücü sürenin  geçmiş  olduğu sabittir. Bilindiği üzere, hak düşürücü süre olumsuz dava şartlarından olup kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli bir kuraldır.   Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır. Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.  maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan  peşin  harcın  temyiz  edene  geri  verilmesine, 17.01.2011  tarihinde   oybirliğiyle  karar  verild

Karar Etiketleri
17.01.2011 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince ) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. Fıkrasına eklenen " bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 8. maddesinin " bu Kanunu K3402 md.2 K3402 md.12