1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2008/9042 E. , 2008/12388 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ALANYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/05/2008
NUMARASI : 2006/318-2008/267
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, üzerinde villalarının bulunduğu 209 ada 5 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, davalı şirketin maliki olduğu komşu parsele imar planına aykırı kot farkını doldurup ortadan kaldıracak şekilde yüksek seviyeden inşaata başlayarak yaptığı dava konusu A, B, C, bloklarının manzaralarını kapatıp seyir zevkini ortadan kaldırdığını, taşınmazlarının değerini düşürdüğünü ileri sürüp A, B, C, blokların son kat ile bunun üzerine yapılacak eklenti kısımlarına ilişkin davalının elatmasının önlenmesi ile bu bölümlerin kaldırılmasını istemişlerdir. Davalı, binaların imar plan ve projesine inşaat ruhsat ve eklerine uygun yapıldığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, plan ve projeye uygun olarak yapılan binaların inşaat ruhsatının iptali talep edilmeksizin ve iptal kararı alınmaksızın kaldırılması yönünde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü: Dava, komşuluk hukukuna aykırılık nededine dayalı elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ve davalı tarafın taşınmazları komşu olup davacılar davalının kendi taşınmazına inşa ettiği yapıların imara aykırı olduğunu ve görüntülerini bozduğunu iddia ederek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği gibi; Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. Mahkemece, yukarıdaki ilkeler gözönüne alınmak suretiyle bir araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez. Davalının inşa ettiği yapıların imara uyğunluğunun belirlenmesi halinde komşuluk hukukuna aykırılıktan sözetmek olanaksızdır. Ancak mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmamıştır.
Kabule göre de dava dilekçesindeki değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken harcı tamamlanmayan ve keşfen belirlenen değer üzerinden vekalet ücreti takdiri de doğru değildir.
Hal böyle olunca, yerinde yeniden yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile davalının yapılarının imara uygun olup olmadığının saptanması ve yukarıda belirtilen ilkeler de gözönüne alınarak toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.