1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/10993 E. , 2009/12879 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : HATAY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/07/2009
NUMARASI : 2008/359-2009/230
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile dava konusu 250 ada 27 parselde bulunan 2 ila 9 nolu bağımsız bölümlerde paydaş olduklarını, aralarındaki harici taksim sözleşmesine göre anılan bağımsız bölümlerin tapusunun iptali ile adına tescilini, 10 nolu bağımsız bölümün ise davalı adına tescili isteğinde bulunmuştur.Davacı davasını ıslah ederek davalının 709 parsel 2 nolu bağımsız bölümü haksız olarak kiraya verdiğini davaya maddi, manevi tazminat ve ecrimisil davası olarak devam edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ıslah yolu ile dava edilmeyen bir şeyin dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, taraflarca süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, 250 ada 27 parselle ilgili olarak iptal ve tescil isteği ile açılmış, yargılama esnasında davacı 28.7.2009 günlü dilekçesi ile davasını 709 parsel 2 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak ecrimisil, maddi, manevi tazminata dönüştürdüğünü bildirmiştir. Buna göre davasını kamilen ıslah ettiği izlenimi uyanmaktadır.
Bilindiği üzere, HUMK’nun 83 vd. maddeleri hükümlerine göre bir defaya mahsus olmak üzere ıslah mümkündür.Ancak, 04.02.1948 tarih, 10-3 sayılı, İçtihatları Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Kaldı ki HUMK’ nun 185. maddesinin 2. bendinde de davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yoluyla davasının mahiyetini tebdil edebileceği de kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının davasını tamamen (kamilen) ıslah ettiği gözetildiğinde ıslahın tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde yeni bir dava ikame etmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu süre zarfında yeni bir dava açılmadığı takdirde aynı madde hükmü gereğince davanın iptaline karar verilmesi gerekir. (HUMK. 88)
Öte yandan, aynı yasanın 89. md.de “ davasını tamamen ıslah eden müddei iptal tarihinden itibaren 3 ay zarfında yeniden dava ikame eylemezse davasından feragat etmiş addolunur.” hükmünü öngörmektedir. Anılan yasal düzenlemeler somut olay açısından değerlendirildiğinde davacının davasını tamamen ıslahına engel bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açılanan ilkeler gözetilmeden ve bu konuda bir değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.