Esas No
E. 2010/5259
Karar No
K. 2010/6024
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2010/5259 E.  ,  2010/6024 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KARTAL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/12/2008

NUMARASI : 2007/557-2008/490

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar,  kayden maliki oldukları 50 parsel sayılı taşınmazlarına komşu parselde bulunan davalı A.S.'in maliki, diğer davalının ise kiracısı oldukları  binanın yan çekme mesafesini ihlal edilerek, kaçak olarak asansör kulesi yaptıklarını, jeneratör kurduklarını, anılan yapıların görüntü kirliliğine neden olduklarını, jeneratör ısısı nedeniyle bitkilerine zarar verdiğini ileri sürmüşler ve komşuluk hukukuna aykırı yapılan yapıların yıkımı ile el atmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar  verilmiştir.

Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi  ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 50 parsel sayılı taşınmazda davacıların kayden paydaş oldukları, komşu 56 parsel sayılı taşınmazın ise A.S.adına kayıtlı olduğu ve parsel üzerinde davalı şirket tarafından işletilen Diyaliz Merkezinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Davacı, komşu parsel maliki davalı A.'nin taşınmazını diğer davalıya kiraya verdiğini, şirket tarafından yapılan asansör kulesinin, taşınmazların üzerinden geçen yüksek gerilim hattı için tehlike arzettiğini, binanın imar mevzuatına aykırı yapıldığını, asansör kulesinin galvanizle kaplı olduğunu, güneş ışınlarının yansıması ile ağaç ve bitkilerin zarar gördüğünü, çekme payının ihlal edildiğini yine jenaratörün gürültüsü ve ısısının bitkilere zarar verip, binalarının temelininin zarar gördüğünü ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.

Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.    O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.   Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.

Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan inşaat ve makine mühendisi bilirkişi raporunda; 56 parseldeki asansör kulesinin binanın yan bahçe çekme mesafesinin ihlal edilerek yapıldığı, diğer yapılanların imar mevzuatına aykırılık teşkil ettiği dava konusu tesislerin uygun ses ve konumda olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi raporu belirtilen hususlarda doyurucu olmakla beraber, davacının iddialarından biri olan ışığın bitkilere vs. zararı konusunda bir saptanmada bulunulmamıştır.

Ayrıca, davacının kaçak bina yapılması ve imara aykırılık iddiasının idareyi ve idari yaptırımı ilgilendireceğinde de kuşku yoktur. Bir başka ifadeyle yapılan muhtesatların komşu parsel maliki davacıya bir zararı yoksa yıkma kararı verilmesi doğru olamaz. Zira, imara aykırılık 3194 Sayılı Yasanın 32 ve 42.maddeleri gereğince idareyi ve idari yaptırımı gerektirir.

Hal böyle olunca, mahkemece yerinde inşaat, çevre mühendisi ve ziraat mühendisi sıfatını taşıyan bilirkişilerle keşif yapılması, iddiaları karşılar nitelikte, doyurucu rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalılar bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedene hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  27.5.2010  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.      

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K3194 md.42
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog