(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/12303 E. , 2012/1126 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (3.Kişi): ... Hazır Beton Ltd. Şti.
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, .... İcra Müdürlüğü’nün 2008/121 sayılı Takip dosyasında trafik kaydına haciz konulan ... plaka sayılı aracın mülkiyetinin davacıya geçtiği yönünde kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğunu, icra memurluğu tarafından sunulan ilama ve haciz tarihinden itibaren 1 yıllık satış isteme süresinin geçmesine rağmen haczin kaldırılması yönündeki taleplerinin reddine karar verildiğini belirterek davanın kabulü ile icra memurluğu işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: “takip borçlusu şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın trafik kaydına 14.01.2008’de haciz konulduğu, 16.06.2009’da kesinleşen mahkeme kararı uyarınca dava konusu aracın mülkiyetinin davacı şirkete geçtiğinin belirlendiği, icra memurunun haczin kaldırılması talebinin reddine yönelik kararın yerinde olduğu, davacının istihkak iddiasında bulunması ve buna ilişkin prosedürün izlenmesi gerektiği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.1086 sayılı HUMK’nun 76. (6100 sayılı HMK’nun 33.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir. İstihkak davaları ise,
İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir ve buna uygun olarak tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, 1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377 (6100 sayılı HMK’nun 321.)maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağının da tanınması gerekir.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Bununla birlikte tabi olduğu yargılama usulü nedeni ile bu tür davalar, dava değeri üzerinden (başlangıçta 1/4’ü peşin alınmak üzere) Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine tabidir. Dava değeri de hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir. Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile işin esası hakkında yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç: Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3. kişiye geri verilmesine, 06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.