Aramaya Dön

(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2012/9924 E.  ,  2013/15697 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi, Ulus İcra Müdürlüğü'nün 2008/9 talimat sayılı takip dosyasından haczedilen iki adet hayvanın kendisine ait olduğunu, hayvanların dinlenmesi için borçlunun babasına ait ahıra koyduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı alacaklı, davacının dayandığı menşe şehadetnamesinin hacizden sonraki tarihli olduğunu, hayvanların borçluya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece 5.2.2010 ve 6.2.2010 tarihlerinde iki kez davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu arada yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 320/4.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın 6.12.2010 tarihinden geçerli olmak üzere açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. Dava 31.07.2009'da 1086 sayılı HMK’nun yürürlükte olduğu dönemde açılmış, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011’den sonra ilk kez müracaata kalmış, Mahkeme davanın müracaata bırakılması ile ilgili eski HUMK hükümleri yerine 6100 sayılı HMK uygulanmıştır. 1086 sayılı HUMK’nun 409/1, 3, 5, 6.maddesinde: “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir… İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır.“ düzenlemesi yer almaktadır. Anılan madde kapsamında ilk defa işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava (bu) ilk yenilemeden sonra birden fazla takipsiz bırakılamaz. Bir diğer anlatımla 1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde bir dava en fazla iki kez takipsiz bırakılabilir. 6100 sayılı HMK’nun 320/4. maddeside ise: “…(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." düzenlemesi yer almaktadır. Böylece yeni HMK ile basit yargılama usulüne tabi davalarda davanın müracaata bırakılması sayısını kısıtlayan bir düzenleme getirilmiştir. İstihkak davaları da İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Bu nedenle somut olayda istihkak davasının eski Kanun zamanında açılması karşısında 6100 sayılı HMK’nun 320/4. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durulmalıdır. Bunun için de konu ile ilgili hukukun temel ilkelerinden yola çıkılarak bir değerlendirme yapılması uygun olacaktır.

Bu sırada dikkate alınması gereken ilk ilke hukuki güvenlik ilkesidir. Türk hukukunda belirli bir maddede düzenlenmemiş olmakla birlikte genel olarak Anayasa’nın tamamında egemen olan bir ilke olduğu söylenebilir. Nitekim hem öğretide hem de birçok yargı kararında hukuk devletinin unsurlarından birisi olarak da kabul görmektedir. Genel olarak hukuk kurallarında sık sık yapılan değişikliklerle hukuki istikrarı ortadan kaldıran kuralların getirilemeyeceğine ilişkindir. Geriye yürümezlik ilkesinin istisnası oluşturan hallerde, yani geriye yürüyen kuralların uygulanması sırasında kazanılmış haklara dokunulmamasını, böylece temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ne var ki hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak hem öğretide ve hem de yargı kararlarında özel hukuk ve kamu hukuku alanında kural olarak her Kanunun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanacağı kabul edilmektedir. İstisnai olarak ileride kazanılacağı umulan hakların, kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kuralların ve yargılama hukukunu düzenleyen kanunların geçmişe etkili olması gerektiği belirtilmektedir. (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193–194; HGK 13.10.2004 T., 2004/10-528 E., 2004/533 K.) Ne var ki geriye yürümezlik ilkesinin istisnalarının uygulanabilmesi için de hukukun bir diğer genel ilkesi olan kazanılmış haklara saygı ilkesine uyulması gerekmektedir.

Kazanılmış hakkın tanımı, bu konudaki yargı kararlarına ve öğretideki açıklamalara göre “kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş hak” olarak belirtilebilir. 1086 sayılı HUMK’nun 578. maddesinde bu konuda açık bir düzenlemeye yer verilerek, kazanılmış hakları ihlal etmemek kaydı ile bu kanun hükümlerinin geriye yönelik uygulanabileceği açıkça belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nda bu konu ile ilgili düzenleme 448. maddesinde yer almaktadır ve bununla, yeni kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydı ile derhal uygulanacağı öngörülmüştür.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, eski HUMK zamanında açılan davalarda davacı sıfatının kazanılması ile birlikte davayı iki kez müracaata bırakabilme konusunda usuli kazanılmış bir hakkın da doğduğunu, böylece müracaata bırakma süresini kısıtlayan yeni düzenlemenin geriye uygulanamayacağını kabul etmek gerekir. Bu sonuç, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına da uygun olacaktır.

Öyleyse somut olayda davacı üçüncü kişinin ilk kez müracaata bırakmadan sonra bir kez daha davayı müracaata bırakma hakkının bulunduğunun kabulü ile 1086 sayılı HUMK’nun 409. maddesindeki prosedürün uygulanması gerekirken 6100 sayılı HMK’nun 320/4. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
14.11.2013 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.320/4 K1086 md.409 HMK md.320/4 K1086 md.578 İİK md.97/11 K14563 md.6 İİK md.96 K6100 md.448 K1086 md.6