(Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4222 E. , 2010/4340 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 131 ada 73 parsel sayılı 18994,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim kullanım nedeni ile mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli 131 ada 73 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide (A) harfi ile gösterilen 1466,30 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacı ve kök muris ... ...'ın 29/10/2007 tarihli hibe sözleşmesinde imzaları bulunanlar haricindeki mirasçıları adına tesciline, krokide (E) harfi ile gösterilen 1480,85 metrekare yüzölçümündeki bölümün aynı ada son parsel numarası verilerek mera niteliği ile sınırlandırılmasına, geriye kalan 16046,90 metrekare yüzölçümündeki bölümün tespit gibi mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, kalan bölümlerin mera niteliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli 131 ada 73 sayılı parselin tutanak aslının Devrekani Kadastro Mahkemesinin 2008/8 esas sayılı dosyasında bulunduğu ve çekişmeli parselin adı geçen dosyada da davalı olduğu belirlenmiştir. Yargılamanın kısa zamanda, en az masrafla, en doğru şekilde sonuçlandırılması ve doğru sicil oluşturulabilmesi için bu davaların birlikte yürütülmesi gerekli olduğu gibi, kadastro tekniği açısından da davaların birleştirilmesi zorunludur. Mahkemece verilecek kararların birbirini etkileyeceği ve delillerin doğru değerlendirilmesi için her iki dosyanın birleştirilmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği düşünülmeden davaların ayrı ayrı sürdürülüp sonuçlandırılmaya çalışılması isabetsiz, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.