1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2010/4990 E. , 2010/6545 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/06/2009
NUMARASI : 2009/136-2009/212
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, oğlu A.'ın borçlarını ödeyebilmek amacı ile diğer oğlu M.'nın arkadaşı olan davalı ile, maliki olduğu 15 parsel sayılı taşınmazdaki 13 nolu bağımsız bölümün davalıya satış gibi gösterilerek devredilmesi, devirden sonra davalı adına bankadan konut kredisi alınması, borç ödendiğinde ise taşınmazın iade edileceği hususlarında anlaştıklarını, aralarındaki güvene dayalı olarak taşınmazı davalıya tapuda satış suretiyle devrettiğini, kredi olarak çekilen paranın oğlu A.'a verildiğini, banka tarafından taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, kullanılan konut kredisinin oğlu A. ve kayınvalidesi K. tarafından ödenmek suretiyle kapatılmasına karşın, davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazı davacıdan satın aldığını, satış bedelini konut kredisi ile ödediğini, yapılan ödemelerin davacının oğullarının kendisine olan borçları nedeniyle olup, satış ile ilgisi bulunmadığı belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; " ... taraflar arasında düzenlenen yazılı bir belgenin bulunmadığı, bu sebeple ve 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Ancak, her ne kadar taraflar arasındada yazılı bir belge düzenlenmediği görülmekte ise de, banka aracılığıyla davalının hesabına çeşitli tarihlerde ödemelerde bulunulduğu ve kredinin bu şekilde kapatılmış olduğu, ayrıca ödemelere ilişkin banka dekontlarının da dosyaya ibraz edildiği sabittir. Gerçektende, taraflar arasındaki ilişki ve çekişmenin çözüme kavuşturulması bakımından yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iddianın yazılı belge ile ispatı gerekmekte ve fakat böylesine bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakta ise de; davalının bankadaki hesabına yatırılan paralara ilişkin dekontların bu ilişki ile bağlantılı olduğunun saptanması halinde güçlü delil teşkil edeceği ve çekişmenin giderilmesinde gözardı edilemeyeceği tartışmasızdır. Ne varki, mahkemece yukarıda sözü edilen banka dekontları bakımından bir değerlendirme yapılmamış, yazılı delil başlangıcı veya güçlü delil teşkil edip etmeyeceği hususu irdelenmemiş, eksik tahkikatla yetinilmek suretiyle neticeye gidilmiştir. Hal böyle olunca, banka dekontlarının yazılı delil başlangıcı veya güçlü delil teşkil edip etmeyeceği yönünde gerekli araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece davalının imzasını taşıyan yazılı bir belge bulunmadığı ve banka ekstrelerinin de inanç sözleşmesini ispat eder şekilde güçlü delil niteliğinde olmadıkları gerekçesiyle önceki kararda direnilmiş HGK'ca yerel mahkeme, özel dairenin bozma ilamında araştırılmasına dikkat çektiği hususları irdeleyerek önceki hükümden farklı yeni bir hüküm tesis etmiştir. Dolayısı ile ortada bir direnme kararı bulunmadığı için böylesi bir hükmün temyizen inclenmesi görevi Hukuk Genel Kurulununu değil, ilgili Özel Daireye ait olacaktır gerekçesiyle dosya Daireye gönderilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp,düşünüldü. Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Bozma ilamında ve Hukuk Genel Kurulu kararında taraflar arasındaki çekişmenin, inançlı işlemden kaynaklandığı belirlenmiş ve izlenmesi gereken yol açıkça belli edilmiştir. Toplanan delillere, tüm dosya içeriğine ve olayın işleyiş tarzına göre taşınmazın teminat mukabili davalıya temlik edildiği gibi bir izlenim oluşmakta ise de; davalının, banka aracılığıyla ödenen paraların başka ticari ilişki nedeniyle olduğunu belirtip bu duruma karşı çıktığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davalının savunmaları doğrultusunda delilleri toplanarak, bankaya yatan paraların başka ticari ilişki nedeniyle olup olmadığının açıklığa kavuşturulması paraların başka ticari ilişkiye ait olmadığının saptanması halinde, Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmünün uygulanabilirliği gözetilerek borcun tamamının davacı tarafından ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Diğer taraftan, gerek K.T. ve gerekse A. T. tarafından, davalı aleyhine bir takım icra takipleri yapılmış ise de, anılan icra takiplerinin, taşınmazın aynına ilişkin olarak açılan davanın reddi halinde, ödenen paraların karşılıksız kalması ihtimaline binaen başlatıldığı düşüncesiyle, eldeki dava bakımından sonuca etkili olmayacağı görülmektedir. Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.