Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
31.03.2022 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Tüketici Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu 556 sayılı KHK'nın 7/c maddesinin asıl amacının söz konusu işaretin tüketicileri yanıltmasını engellemekten öte ayırt edicilikten yoksun işaret ve ifadelerin tek bir gerçek veya tüzel kişinin inhisarına verilmemesi amacını taşıdığını, genel işaretler üzerinde belirli bir kişiye marka hakkı tanımasının, tasviri işaretin tek bir kişinin tekeline bırakılmasına ve rekabet imkanının haksız bir biçimde sınırlandırılmasına yol açacağını,"..." markasının TPE nezdinde ... adına 09,21,24,25,28,35,38,41,42 ve 43. sınıflarda tescilli olduğunu, Markanın kapsamında 21. Sınıfta "Spor müsabakalarında verilen kupalar", 35. Sınıfta "Spor müsabakalarında verilen kupaların satış hizmetleri" ile "Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri" ve 41. sınıfta "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, [...] için bilet sağlama hizmetleri dâhil)" hizmetlerine yer verildiğini, organizasyon ve spor hizmetleri ile ... ifadesi arasında yakın bir ilişki bulunduğunu, "..." ibaresinin cins, çeşit, vasıf bildiren ve malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmalardan olduğunu tescilinin hükümsüz kılınması gerektiğini, 9. sınıfta elektronik aletler, gözlükler vb., 21. sınıfta temizlik gereçleri, diş fırçaları, kap kaçak, süs ve dekorasyon eşyaları vb., 24. sınıfta kumaşlar, ev tekstil ürünleri, bayraklar, etiketler vb., 25.sınıfta giysiler, 28. sınıfta oyunlar ve oyuncaklar, spor malzemeleri vb., 38. sınıfta radyo ve televizyon yayın, haberleşme ve haber ajansı hizmetleri, 42. sınıfta bilimsel ve sınai inceleme ve araştırma hizmetleri, tasarım hizmetleri, bilgisayar hizmetleri vb., 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması, gece konaklama, gündüz bakımevi, hayvanlar için geçici barınma sağlanması) için "..." ibaresi değerlendirilecek olursa; teknolojiyi çağrıştıran her kavramın her teknolojik sınıf için cins, emtia veya vasıf bildirici nitelikte olmadığı ya da cins ve emtia olarak yapılarda kullanılmakta olması sebebiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, dünyaca tanınan ... markasının lisansörü olarak Türkiye’de faaliyet gösteren, bir GSM kuruluşu olduğunu,TPE nezdinde tescilli “...” markasının 556 sayılı KHK m 7/a ve 7/c bendi uyarınca ayırt ediciliği haiz olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, Zira “...” ibaresinin ... için cins, çeşit, vasıf, kalite bildirir bir ibare olmadığını, 09, 21,24,25,28,35,38,1,42 ve 43. Sınıflarda tescilli olan markalarının tüm bu sınıflar için ayırt edici bir marka olduğunu, ayrıca TPE kayıtları incelendiğinde “...” ibaresi taşıyan çeşitli markaların çeşitli sınıflarda tescilli olduğu ve tescil başvurusunun yapılmış olduğunu, markada önemli olan hususun tescilli olduğu sınıflar bakımından ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığı hususu olduğunu, Müvekkili adına tescilli “...” markasının tescilli olduğu sınıflarda ayırt edicilik vasfını taşıdığını, Bir işaretin tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için, işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve spesifik bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu doğrudan doğruya ve derhal düşündürmesi, bu ilişkinin tüketicinin algısında ekstra bir irdeleme ya da analize gerek olmadan doğrudan kurulabilmesi gerektiğini, her biri tanımlayıcı nitelikte olan birden fazla kelimenin birlikte kullanılmasıyla oluşturulan kelime kombinasyonlarının tanımlayıcılığı konusunda değerlendirilmesi gereken başlıca hususun bu şekilde oluşturulmuş başvuruların birlikte tanımlayıcı bir anlama sahip olup olmadığı olgusu olduğunu, Avrupa Adalet Divanının “BABYDRY" kararında ifade ettiği gibi; “tanımlayıcılık sadece her kelimenin ayrı ayrı anlamına göre değil birlikte oluşturdukları bütüne göre de değerlendirilmelidir. Tescili talep edilen kelime kombinasyonuyla, ilgili tüketici kesiminin malları/hizmetleri veya onların karakteristik özelliklerini tanımlamak için günlük dilde kullandıkları terimler arasındaki belirgin farklar, kelime kombinasyonuna marka olarak tescil edilmesini saplayacak derecede ayırt edicilik kazandıracaktır şeklindedir. Bununla birlikte; markayı oluşturan kelime kombinasyonunun olağandışı yapısından dolayı, markanın bütün olarak bıraktığı izlenim, kelimelerin tek tek tanımlayıcı anlamından uzaklaşmışsa ve kombinasyon kelimelerin tek tek bıraktığı izlenimden farklı bir genel izlenim ortaya çıkartıyorsa markanın tescil edilebilir nitelikte kabul edilmesi gerektiğini,556 sayılı KHK’nın 42/son maddesine göre: “bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış veya tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise 7nci maddenin birinci fıkrasının a, c ve d bentlerine göre tescilinin hükümsüz sayılamayacağını, davanın haksız olarak açılmış olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan ettikleri anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince; "Bu kapsamda sunulan deliller ve TPE emtia listesi ile yapılan inceleme sonucunda ... ibaresi kelimelerin birleştirerek oluşturulduğu bileşke marka niteliğine bir markadır. ... ibaresinin teknolojik alanda sık kullanımı yada ... ibaresinin genel spor müsabakaları için tahsis edilen yer olması hususları bu ibarelerin birleştirilerek bir marka oluşturulmasına engel değildir. Öte yandan, her markanın özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mal ve hizmetlerin niteliği ve tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığı dikkate alındığında davalının markasının ayırt edicilik vasfının bulunduğu, Buna göre ... markasının ülkemizde ilk kez davalı tarafından tescilinin gerçekleştirilmiş olması, emtia listesinde müsabakalarda verilen kupaların satış hizmeti, bilet sağlama hizmetleri, sergi, fuar, organisazyon hizmetlerinin bulunmasının bizatihi davalıya bu alanda tekilci haklar verildiği anlamına gelemeyeceği, bu alandaki hizmetler yönünden markalının ürünü direkt tanımlama, tasvir etme fonksiyonun bulunmadığı, KHK 7/1-(a) hükmü anlamında ç iki sözcükten oluşması sebebiyle marka olabilecek bir ayırt ediciliğinin olduğu; yine KHK 7/1-(c) anlamında münhasıran veya asıl unsuru itibariyle mal veya hizmetlerin doğrudan adı, türü olmadığı; zira; yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere işaretin asıl unsurunun tek başına "..." yada ”...” ibaresinden oluşmadığı aksine asıl unsurun ... markası olduğu, esasen ulaşılan bu sonuca göre KHK 7/son hükmü anlamında kullanımla ayırt edicilik hususunun da tartışılmasının sonuca bir etkisi olmadığı ancak savunma olarak ileri sürüldüğü için gerekçeli kararda tartışması yönünden davalı yanca sunulu deliller de görüldüğü üzere(11.10.2017 tarihli delil listesi incelendiğinde) markanın tescil tarihinden, keza dava tarihinden önceye ait sponsorluk, ... hakkında teknik detay içeren dokümanlar, yazılı ve internet haberlerinde yapılan reklamlar yolu ile markasını tanıtıp, ayırt edicilik kazandırdığı markanın davalı ile özdeşleştiği anlaşılmaktadır. Davacı yanca ileri sürülen hükümsüzlük sebeplerinin hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın esastan reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava konusu markanın tanımlayıcı nitelikte olduğunu, ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, söz konusu ibarenin teknolojik araçlarla donatılmış, yeni nesil stadyumların tanımlanması amacıyla kullanılan bir ifade olduğunu, bahsi geçen bentlerle birlikte değerlendirme yapıldığında, dava konusu markanın tanımlayıcı ve jenerik bir ifade olduğunun anlaşılacağını,-7/1-a maddesinin atıfta bulunduğu 5. Madde kapsamında, marka sayılabilmesi için ayırt edici niteliğe haiz olması gerektiğini, dava konusu markanın bir teşebbüsün mal veya hizmetini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetinden ayırt etme koşulunu sağlayamadığını, -7/1-c maddesi uyarınca tescilinin mümkün olmadığını, ayırt edici nitelikteki bir işaretin, ilgili toplum kesiminin zihninde, malların ticari kökenine dair bir algı oluşturması gerektiğini, ortalama tüketicinin dava konusu ibareyi gördüğünde bir markadan ziyade tanımlayıcı bir ibare olarak algılayacağını, “...” ibaresinin tescil edilmek istenen mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı, vasıf bildirici ve jenerik bir ibare olduğunu, bu tür genel ifadelerin kullanımının tek bir gerçek veya tüzel kişinin tekeline bırakılmasının, diğer kişiler için açık haksızlığa sebep olacağını, -Davalı şirketin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanıldığına dair yeterli delil sunamadığını, bir markanın tescil öncesinde kullanım sonucu ayırt edicilik kazanabilmesi için marka başvurusunu yapanın söz konusu ibare ile kendisini tanıtmış olması gerektiğini, Yargıtay’a göre kendisini tanıtma sadece belli bir bölge ya da belli bir alanda değil tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde olmalısı gerektiğini, dava konusu “...” ibaresi açısından söz konusu koşulların oluşmadığını, yeterli delil mevcut değilken bu konuda hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, -Duruşma taleplerinin olduğunu kararın kaldırılarak davanın kabulü ile yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını,, husumet bakımından da davanın sakat olduğunu, hükümsüzlük davası açmaya yetkili kişilerin 556 Sayılı KHK’nın 43.maddesinde tahdidi olarak sayılmış olduğunu, davacının hukuki yararının olmadığını, markanın ayırt ediciliği ve tanımlayıcı olup olmadığının ancak marka bir bütün halinde incelenebileceğini, müvekkilinin “...” ibareli markasını tescil tarihinden önce de yoğun bir tanıtım ve reklam faaliyeti ile sektöründe bilinen markalardan biri haline getirdiğini ve bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırdığını, markanın kullanımını gösterici çeşitli reklam ve haber ekleri ile reklam filmleri, sponsorluk anlaşmaları da yer aldığını, Müvekkilinin izin anılan yoğun reklam ve tanıtımlar sonucunda “...” işaretinin bilinirliğinin arttırıldığını ve bu işaretin müvekkil ile özdeşleştiğini istinaf talebinin tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 7035 sayılı Kanun HMK md.353/1 K6100 md.1 K6100 md.355/1 HMK md.359/3 K556 md.359/3 K492 md.31 K6100 md.361/1 K556 md.7 HMK md.355/1 K556 md.5 K556 md.43 K6100 md.355 HMK md.361/1