8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacıya ait olduğu iddia edilen senetlerle davacıya ----------numaralı dosyaları ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu alacakların hukuka aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takiplerdeki konu senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin takibe konu bonolardaki imza kendisine ait olmadığı gibi imza yetki almadan ve böyle bir yetki verilmeden ---- art niyetli olarak doldurulduğunu, ----olmadan kötü niyetli olarak doldurulan senetten kaynaklı bu hususta savcılığa da şikayette bulunulduğunu, senet sonradan doldurulmuş olup bununla ilgili daha önceden senedi doldurup işleme yollayacağım şeklinde müvekkiline haber gönderildiğini, bunun üzerine müvekkilinin,------- iş akdini sonlandırdığını,-----site hesaplarından---- ödeyeceğim diyerek ------ gittiğini, ödeme için yetki aldığını ----ödemelerini yapmadığı gibi kendi oğlu ve kendine ---- olarak bilinen firmaya ödeme yaptığını, belirtilen tarihte ihtar çekip belgeler istenmesine rağmen herhangi bir belge ve evrak teslim etmediği gibi etmekten de kaçındığını, sonuç olarak ----bir borcunun olmadığını, ------ ---, İş Kanununa aykırı işçi çalıştırması, ödemelerinin resmi olmaması, hukuka aykırı olarak işçi çalıştırması,---------- kurumlara bilgi ve belge vermeyi ihmal etmeleri nedeniyle iş akdine haklı nedenle son verildiğini, ------- İhtarname ile taraflarına bildirildiğini, davalının İcra Mahkemesindeki beyanlarında ... ile ... arasında --- tarihinde imzalanan ---- dayanarak sözleşmenin erken feshedilmesi nedeniyle alacak haklarının doğduğunu iddia etmiş olsalar da sözleşme dava dilekçesinin ekinde de sunmuş olduğumuz ihtarname ile haklı olarak feshedildiğinden davalı tarafın alacak hakkının bulunmadığını, ihtarnamelerinde de belirtildiği üzere hesap ve bilgi verme yükümlülüğü gereğince ellerinde bulunan bilgi ve belgeleri iletmeleri gerekirken herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, davalı her ne kadar senetlerin hizmet sözleşmesinden kaynaklandığını ileri sürse de takibe konu diğer senetler de göz önüne alındığında senetlerin sıralı olarak düzenlenmediğinin görüldüğünü, bu sebeple senetlerin aylık hizmet bedeline ilişkin toplu olarak düzenlenmediğinin açık olduğunu, takibe konu senetlerin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde güvence altına alınmış olan dürüstlük kuralına aykırı olarak sonradan düzenlendiğini, bu durumun ekte sunulan savcılığa verilen şikayet dilekçesinden de anlaşıldığını, ---- Toplantısında verilen yetkileri aşarak, 6098 sayılı kanunun 28. Maddesine göre de aşırı yararlandığını, kendisine verilen yetkileri kötü niyetle kullandığının açık olduğunu, belirtilen hususlara ek olarak ---tarihinde yapılan senetin geçerli olmadığını, senede imza atan ---- hem kendisinin sahibi olduğu şirket ------- adına hem de --- adına imza attığını, hal böyle olunca işveren ve borçlu aynı kişide birleştiği için menfaat çatışması olduğunu, ---- senette alacaklı olarak kendi şirketini göstermiş borçlu olarak da site yönetimini göstererek boş senedi doldurup dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, bu hususun ---- tarihinde çekilen---- numaralı ihtarname ile tarafına bildirildiğini, davalı taraf İcra Mahkemesine vermiş oldukları beyan dilekçesinde " Her iki tarafı temsil yetkisi ---- uygun olarak verilmiştir." diyerek ---- şirketinde yetkilisi olduğunu--- ettiğini, site yönetimi tarafından ---- davalı şirketin de yetkilisi olduğu ---- olağanüstü ---- verilen yetkilerin çok sonrasında öğrenildiğini, davalı tarafında beyan dilekçesinde ikrar edildiği üzere, alacaklı ve borçlu aynı sıfatta birleşmesi nedeniyle söz konusu senedin hukuk aykırı olduğunu, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 9. maddesine göre "kat mülkiyetine veya kat irtifakına --- arasındaki sözleşmede veya -- planında veya bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, kat mülkiyetinden doğan anlaşmazlıklar, Medeni Kanun ve ilgili diğer kanunlar hükümlerine göre karara bağlanır." dolayısıyla vekalete ilişkin olarak 6908 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504.maddesine göre "Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve -- talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz."----- verilmiş olan yetkinin de senet bedeli belirlenmediğinden ve Yargıtayın da vermiş olduğu kararlarından anlaşılacağı üzere senet vermeye yetkilendirmenin özel yetki olarak değerlendirilemeyeceğini, "Takip dayanağı bononun düzenlendiği tarih itibariyle yönetici, kat maliklerini temsil ederken Borçlar Kanunu'nun 388. madde hükmü uygulanacağından ---- tarafından yöneticiye kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi (bono düzenleme yetkisi) verildiği ispat edilmedikçe, yöneticiliğin bu bonodan dolayı sorumluluğunun söz konusu olmadığını, TTK'nun 590. maddesi gereğince senedi imzalayanlar şahsen sorumlu olduğunu, --- yapıldığı zaman yönetici -----müdürü olduğunu, dolayısıyla 634 sayılı kanuna göre oy çokluğuyla da olsa yetkilendirilmesinin mümkün olmadığını, davalı ---yetkilisinin --- olarak gözüktüğünü,---sorumlusu ise denetçi ---- --- gözüktüğünü, davalı taraf kısmi senetleri --- -- üzerinden doldurmuş kalan sepetleri ise -- doldurmaya devam ettiğini, davalı şirket olarak ---gözüken davada icra Mahkemesinde yaptığı beyanlarda "Alacaklı şirket ---değildir. Alacaklı ve borçlu birleşmesi söz konusu değildir." şeklinde olduğunu, Sayın Mahkemece de açıkça takdir edileceği üzere--- şirketinden iki yıl sonra aynı isimle kurulan şirketin iyi niyetli olarak --------- üzerine kurulmasının tesadüf olarak nitelendirilemeyeceğinin açık olduğunu, iki firma arasında----- açık olduğunu, --- olarak iki şirketi de yönettiği açık olmakla birlikte kaldı ki kısmi olarak senetleri --- üzerinden açtığını, davalının önceki beyanlarında şirket --- ait değildir iddiasının iyi niyetli olmadığını ve TMK 2 uyarınca dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, belirterek öncelikli olarak kambiyodan kaynaklı icra takiplerinin durdurulmasını ve davalının haksız ve kötü niyetli olduğu açık olduğundan dolayı davalının fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal haklar saklı kalmak kaydıyla bono miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilmesini ve dava konusu bononun hükümsüzlüğüne karar verilerek tarafımıza iadesine karar verilmesini ve tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın