Esas No
E. 2012/7507
Karar No
K. 2012/9793
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/7507 E.  ,  2012/9793 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 11/10/2011

NUMARASI : 2011/51-2011/334

Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece  davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,  Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, duruşma isteğinin değerden reddiyle gereği görüşülüp düşünüldü;  Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 26671 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 14.03.1995 tarihinde imar uygulaması ile oluştuğu, imar parselinde davacının dava dışı kişilerle birlikte paydaş olup davalının payı bulunmadığı, ancak davalının çekişmeli yere ilişkin tapu tahsis belgesi bulunduğunu, öte yandan çekişme konusu imar parselini oluşturan 1811 ada 5 sayılı kadastral parselin tapu kaydında taşınmazın 195 m2 sinin 18.3.1988 tarihinde davalıya tahsis edildiğine ilişkin şerhin yer aldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, yasal ayrıcalıklar dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı,  üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı  sağlanmıştır. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.   298l sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.

Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş ve imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.  Somut olaya gelince, çekişme konusu imar parselinin öncesini oluşturan 5 kadastral parseldeki şerh ve kadastral parselin belediyeye ait olduğu dönemde davalıya tahsis belgesi verilmiş olması nazara alındığında, yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, olayda 3194 Sayılı Kanunun 18. maddesi hükmü gözetilerek inceleme yapılmak suretiyle hüküm kurulması ve davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle davalının temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 3194 sayılı Kanun K6100 md.3 K3194 md.18 K6785 md.8 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.