Esas No
E. 2012/6437
Karar No
K. 2012/9904
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/6437 E.  ,  2012/9904 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İZNİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/01/2012

NUMARASI : 2011/323-2012/9

Yanlar arasında görülen elatmanın  önlenmesi, yıkım  ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece  davanın, reddine  ilişkin olarak verilen karar davacı  vekili tarafından  yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,  Tetkik Hakimi    raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, elbirliği  mülkiyetine tabi  taşınmazlarda  elatmanın  önlenmesi, yıkım ve  tazminat   isteklerine  ilişkin   olup, mahkemece  tarafların  miras   yoluyla  kalan taşınmazları   bölüştükleri  ve  davalının  da  12  yıl  boyunca  dava  konusu   yerleri  taksime  uygun  olarak  kullandığı  gerekçesiyle  davanın  reddine  karar  verilmiştir.

Dosya  içeriği  ve   toplanan  delillerden;  çekişmeye  konu  edilen 5  ve 8 parsel  sayılı   taşınmazların  taraflar  ile dava  dışı mirasçı  K.'nin  murisi H. adına  kayıtlı   olduğu, intikal  görmediği  ve  taşınmazlardan  birinin  meyve  fidanı  dikilmek,   diğerinin  de  yapılaşmak   suretiyle  davalı  M.  tarafından  kullanıldığı  anlaşılmaktadır.

Davacı, davalının  diğer  mirasçıların  rızasını   almaksızın  taşınmazlar   üzerindeki  eski   yapıları   yıkmak   suretiyle  tasarruf  ettiğini  ileri  sürmüş, davalı ise  mirasbırakandan   kalan   taşınmazların  mirasçılar  arasında  yapılan  anlaşmayla  parsel bazında  paylaşıldığını  ve  çekişmeli  taşınmazların  kendi  kullanımına   bırakıldığını   savunmuş,  dava  dışı  mirasçı  K.   anılan  bu  savunmayı  teyit  etmiş, mahkemece de  parsel   bazında   kullanım  yönünden  bu  anlaşmaya  değer  verilerek  dava  reddedilmiştir.

Hemen belirtilmelidir  ki;  miras  yoluyla  intikal  eden   taşınmazların  kullanım   tarzlarının   parsel  bazında   belirlenmesi  mirasçılar  arasında   birbirlerine  karşı  açılacak davalarda  Türk  Medeni  Kanununun paylı  mülkiyet  hükümlerine  aykırılık teşkil  edeceği tartışmasızdır.Bir  başka   ifade  ile  her  bir  parsel  bakımından  tüm  paydaşların  veya  hissedarların  aynı    taşınmaz   içerisinde  benimsenen kullanım  durumuna   hukuken  değer  verilmesi, bunun  dışındaki  bir  kullanıma  itibar  edilmemesi  gerekmektedir.

Bilindiği  üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.   Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz.  Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " ahde vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır. 

O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, Türk Medeni Kanununun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.  Somut olaya gelince;  mahkemece yukarıda değinilen  ilkeler  uyarınca  taraf delillerinin  toplanıp, sonucuna  göre  bir  karar  verilmesi  gerekirken yanılgılı  değerlendirme  ve yasal  olmayan  gerekçelerle  yazılı  şekilde  karar  verilmiş  olması  doğru  değildir.  Davacının temyiz   itirazları  yerindedir. Kabulüyle   hükmün   açıklanan  nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  24.9.2012 tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.