1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/7056 E. , 2012/10738 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SİLİFKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/01/2012
NUMARASI : 2009/487-2012/25
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, dava dilekçesinin görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, elatmanın önlenilmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece; davanın zilyetliğin korunmasına yönelik olup, davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ait olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1390 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı Hazineye ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, anılan taşınmaza davalının fidan dikmek, betonarme su havuzu inşa etmek ve etrafına tel örgü çekmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" şeklinde mülkiyet hakkının içeriği belirlenmiştir. O halde, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre, davanın, Türk Medeni Kanunun 683.maddesine dayanan çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli olduğu açıktır. Öyleyse, mahkemece hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek görevsizlik kararı verilmesinin doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, yerinde keşif yapılmak suretiyle, hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takaometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılarak bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınması, ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.