1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/199 E. , 2012/2863 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KADIKÖY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2011
NUMARASI : 2010/214-2011/438
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanın çekişmeye konu taşınmazını mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalılara temlik ettiğini, bu nedenle saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis, olmazsa muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı S.., davayı kabul etmiş , diğer davalı G.. davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı S.. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tenkis, olmazsa tapu iptali isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dilekçesi ve yargılama aşamasında verilen dilekçelerin içeriğinden; davada, miras bırakanın çekişmeye konu taşınmazını davalılara temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davacının saklı payının ihlal edildiği ileri sürülerek, öncelikle tenkis ve saklı pay oranında tapu iptal ve tescil, olmazsa muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali istenmiş olduğu, davacı vekilinin 06.10.2011 tarihli oturumda alınan imzalı beyanında ise, açıkça muvazaa nedeniyle tapu iptali, olmazsa tenkise karar verilmesini istedikleri yönünde açıklamada bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, muris muvazaasına dayalı olarak sadece iptal istenilmiş olduğu, tescil istenilmediği halde, mahkemece, muris mavazaası hukuksal nedenine dayalı iddianın sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile tapu iptal ve tescile karar verildiği görülmektedir. O halde, tescil yönünden usulüne uygun bir dava açılmaksızın neticeye gidilmesinin yasal olduğu söylenemez.
Hemen belirtmek gerekir ki; açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez.Bu durumda mahkemece iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için olanak tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlamak gerekir. Başka bir anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi,tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğrur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği dolu pafta sistemi genel ilkesi ile bağdaşmaz. Davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtay'ın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (Y.H.G.K. 11.11.1983 Tarih, 981/8 -80 Esas,1983/1162 Sayılı Kararı)
Hal böyle olunca, davacıya tescil yönünden de, dava açılması için olanak tanınması, dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı S..'ın temyiz itirazı bu yönden yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan neden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.