1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/7544 E. , 2012/12188 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ECEABAT(KAPATILAN) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/10/2011
NUMARASI : 2008/61-2011/61
Yanlar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, davalı Hatice yönünden reddine, diğer davalı yönünden ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tenkis isteğine ilişkin olup, her ne kadar yerel mahkemece daha önceden kurulan hükmün temyizi üzerine Yüksek 2. Hukuk Dairesince; " Somut olayda; 21.11.2000 tarihinde ölen miras bırakanın ölümünden kısa bir süre önce 1.11.2000 tarihinde karısı H...'nin kızı Ş... A...'e 2195, 2360 ve 2215 parsel sayılı taşınmazları temlik ettiği, toplanan delillerden miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak kastıyla bu temlikleri yaptığının aşikar olduğu, ancak miras bırakanın ölümünden sonra davalı H... tarafından satılan bir adet inek ve bir adet buzağının bedeli üzerinden davacıların miras payı yönünden davanın adi istihkak niteliğinde olduğu düşünülmeden bu konuda tenkis hesabı yapılmasının doğru olmadığı, miras bırakanın, davalı Hatice'ye 23.12.1988'de sattığı 2656 ve 2657 parsel sayılı taşınmazlar yönünden mirasçılardan mal kaçırma kastı ispat edilmediğinden, H...'ye yapılan satışların tenkisine yönelik davanın reddi gerekirken kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan tenkis hesabının belirlenen ilkeler çerçevesinde yapılması gerektiği ” gerekçesi ile bozulmuş ve bu bozmaya yerel mahkemece uyularak tenkisten ötürü hüküm kurulmuş ise de; anılan bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu sabittir. Şöyle ki; bilindiği üzere; TMK'nın 560 ila 571 maddeleri arasında öngörülen tenkis davası ancak miras bırakanın vasiyetname veya miras mukavelesi şeklinde ölüme bağlı tasarrufları ile hibe gibi sağlararası tasarrufları tenkis davasına konu teşkil eder. Somut olayda; çekişmeli taşınmazların satış suretiyle temlik edildiği sabittir. Bu şekilde yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu saptandığı takdirde ise 1.4.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tapu iptal ve tescil davasının konusunu teşkil edeceği tartışmasızdır. Diğer taraftan maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması tarafları yararına kazanılmış hak oluşturmayacağı gerek doktrinde gerekse yargısal uygulamalar ile saptanmıştır.
Tenkis isteği neticesinde davacının saklı payı oranında hüküm kurulmuş olması muris muvazaası sebebi ile açacağı tapu iptal ve tescil davasında elde edeceği haktan daha cüzi olacağından davacının temyizi üzerine kararın bozulması bu yönü ile doğrudur. Elbetteki bu davanın sonunda verilecek ret kararından sonra davacının muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açabileceği ve bu durumda bozmanın davacıların aleyhine olmadığı ortadadır. O halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin belirtilen nedenlerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.