(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/6991
- Karar No
- 2011/10702
- Karar Tarihi
- 17.11.2011
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/6991 E. , 2011/10702 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili ve davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Kadıköy 6.İcra Müdürlüğünün 2010/10988 sayılı takip dosyasında, 27.5.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlunun müvekkili şirket ortağı olup, ortağın şahsi borcundan dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceğini, ancak şirket hissesinin haczedilebileceğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun haciz sırasında hazır bulunduğunu, haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı 3.kişinin borcun doğumdan çok önce haciz mahallinde faaliyet gösterdiği, borçlunun davacı şirketin ortağı olmasının ve ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmesinin mahcuzların borçluya ait olduğunu göstermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ile davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.
1.Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 26.5.2010 tarihinde, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste, borçlu ...'in huzurunda yapılmıştır.
İİK'nun 97/a maddesinde bir menkul malı elinde bulunduran kimsenin onun maliki sayılacağı hükme bağlanmıştır. O halde mülkiyet karinesi uyarınca mahcuz mallar borçlunun sayılır. Başka bir anlatımla İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerekir. Davacının dayandığı kira sözleşmesi, vergi levhası mülkiyet karinesi aksini ispata yeterli olmadığı gibi faturalar da herzaman sağlanması mümkün belgelerdendir. Kaldı ki, borçlu, davacı 3. kişi şirketin büyük hisseli ortağı ve yetkilisi olup takip konusu borcun miktarı dikkate alındığında, borcun davacı 3. kişi şirketin borcu olduğu ortadadır. Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacı 3. kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırma amacı ile danışıklı işlemler olduğu, anlaşılmaktadır. Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma nedenine göre davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.