Esas No
E. 2010/2555
Karar No
K. 2010/3752
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2010/2555 E.  ,  2010/3752 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KARACASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,

TARİHİ : 24/11/2009

NUMARASI : 2007/104-2009/220

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, miras bırakanları İ. tarafından dava konusu 61 parsel sayılı taşınmazını kız çocuklarından mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak davalı gelinine satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, dava konusu taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptal tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden toplanan delillerden, miras bırakan İ.’in kayden maliki olduğu 61 parsel sayılı taşınmazını 14.11.2001 tarihinde satış suretiyle davalı gelini Z.’e temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar anılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.

Bilindiği üzere,uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince; davalı dava konusu taşınmazın murisle birlikte yurt dışında çalıştıkları sırada kazandığı paralarla satın alındığını savunmuştur.

Davalının bu savunmasının inançlı işleme dayalı olduğu gözetildiğinde ispatı ancak yazılı delil ile mümkündür. Davalı bu savunmasını yazılı delil ile ispat edememiştir. Öte yandan, miras bırakanın aynı zamanda davalının kocası olan oğluna yapmış olduğu taşınmaz temlikleri nedeniyle Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinde 2007/105 esas sayılı dava açıldığı, davada muris muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı görülmektedir. Bu durumda miras bırakanın muvazaalı temlikler yapma eğiliminde olduğu sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilke ve olgularla birlikte davalının savunmasını ispat edemediği dikkate alındığında davalıya yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.