1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/6886 E. , 2012/7051 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/12/2010
NUMARASI : 2009/623-2010/889
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava; imar parseline elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup mahkemece belirlenen kaim bedelin davacı tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın öncesini teşkil eden 210 ada, 3 sayılı kadastral parselin paylı mülkiyete tabi iken imar uygulaması sonunda aynı şekilde paylı mülkiyet üzere 1475 ada, 1 parsele dönüştüğü, keza 19/10/2009 tarihli, yeni bir imar uygulaması ile de 6587 ada, 1 parsel olarak davacıya tam mülkiyet olarak özgülendiği 14/07/2009 tarihinde de eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı, 210 ada, 3 sayılı kadastral parseldeki bazı paydaşlardan haricen pay satın alarak yapılaşmayı gerçekleştirdiğini savunmuştur.
Hemen belirtmelidir ki; davalının kadastral parselde mülkiyetten kaynaklanan veya kişisel bir hakkının bulunması halinde yapılaşması ile ilgili olarak bir elatma davası veya yıkım davasına muhatap olması durumunda ancak 3194 sayılı Yasanın 18. maddesinde öngörülen kaim bedele hak kazanacağı açıktır.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı,üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince; çekişmeli imar parselinin geldisini teşkil eden kadastral parselde taşınmazın gerek eylemli biçimde veyahut harici taksim sonucu paydaşlar arasında bir kullanım durumu meydana getirilip de belirli yerlerin kullanımı paydaşlara bırakılmış ise ve bu paydaşlardan davalı haricen satın alarak 3194 sayılı Yasanın 5. ve 20. maddesinde öngörüldüğü şekilde yapılanmış ise ancak yukarıda değinilen ilkelerde öngörülen kaim bedele müstehak olabilecektir. Eğer kadastral parselde kullanım durumu belirlenmemiş ise TMK'nun 688. maddesi ve takip eden maddeleri uyarınca her paydaşın payından kaynaklı mülkiyet hakkı taşınmazın her noktasında yaygın vaziyette bulunacağından bazı paydaşların haricen yapmış oldukları satıştan dolayı 3194 sayılı Yasanın 18. maddesinde öngörülen kaim bedele hak kazanamayacağı tartışmasızdır. Ne var ki mahkemece; yukarıda değininlen şekilde hükme elverişli olacak şekilde bir araştırma yapıldığından söz edebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, imar öncesi kadastral parselde haricitaksim veya fiili kullanma biçiminin (tüm paydaşları bağlar biçiminde) oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise davalının yapısını haricen satın aldığı kişiye özgülenen bölüme yapıp yapmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması ve bu saptanma sonucunda yukardaki ilkeler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.