1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/69 E. , 2012/3575 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ÇUBUK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/03/2011
NUMARASI : 2007/646-2011/146
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, maliki olduğu ..ada ..parsel sayılı taşınmazdaki payını, aleyhine dava açılabileceği endişesiyle düzenlenen protokol ile emaneten davalıya satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın imar uygulaması sonucu değişik imar parsellerine gittiğini, davalının bilgisi dışında bu taşınmazlara ipotek koydurduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, yanıt vermemiştir. Müdahiller, davanın reddini savunmuşlardır. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece 06.09.2011 tarihli ek karar ile feri müdahillerin tek başına temyiz haklarının bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar, müdahil S.., A. ve D.M. vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Bir kısım müdahiller tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş, mahkemece 06.09. 2011 tarihli ek karar ile " feri müdahillerin tek başlarına temyiz haklarının bulunmadığı" gerekçesiyle temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
Ancak mahkeme hüküm vermekle o dosyadan el çekilmiş olup feri müdahilin temyiz isteğinin yerel mahkemece incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu yetki Yargıtay ilgili dairesine aittir
Diğer taraftan, müdahillerin haklarını ilgilendiren bir konuda hükmü temyiz etmelerinde, hukuksal yararları bulunduğu da açıktır. Bu nedenlerle yerel mahkemece verilen temyiz isteğinin reddine ilişkin ek karar yerinde değildir. Bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, mahkemenin 06.09.2011 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının maliki olduğu . parsel sayılı taşınmazdaki payını aleyhine dava açılabileceği endişesiyle düzenlenen inançlı işlem belgesi ile emaneten davalıya temlik ettiği, taşınmaz davalı adına kayıtlı olduğu dönemde, davalının çekişmeli taşınmaza ipotekler koydurduğu ve borçlarından doğan alacaklar nedeniyle çeşitli icra takipleri başlatıldığı, bu nedenle taşınmaz kaydında ipotek ve hacize ilişkin şerhler bulunduğu, dava açıldıktan sonra da ipotek ve haciz alacaklılarının davaya müdahil olarak katıldıkları görülmüştür. Ne varki, davacı dava dilekçesinde münhasıran tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, kaydın şerlerden arî olarak devredilmesi isteğinde bulunmamıştır.
Bilindiği üzere, gerek 1086 sayılı yasanın 74. maddesi, gerekse 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı yasanın 26. maddesi uyarınca; Hâkim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır ve istek dışında başka bir şeye karar veremez. Hal böyle olunca taşınmaz kaydının taşıdığı ipotek ve haciz şerhlerini içerir biçimde iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, haciz şerhleri yönünden yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Temyiz eden müdahillerin bu yönlere değinen itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.