1. Hukuk Dairesi
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi-yıkım-tazminat ve karşı tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ve karşı davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı-karşı davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı, 5 ve 12 parsel sayılı taşınmazların maliki ve davalıların da 4 parsel sayılı taşınmazın paylı maliki olduğunu,aralarında düzenlenen harici sözleşme uyarınca ekli krokide gösterilen 4,44 m² miktarındaki merdivenle ilgili bölümün kullanım ve yararlanılmasının davalılara terk edildiğini bunun dışında eklenti ya da sözleşmeye aykırı yapılanma olduğu taktirde 10.000 Euro tazminat kararlaştırıldığını ileri sürerek sözleşmeden sonraki kısımların yıkımını ve ayrıca tazminat istemiştir.Davalı karşı davasında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bilindiği üzere;Türk Medeni Kanununun 706. Türk Borçlar Kanununun 237 ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde öngörülen tapulu taşınmazların harici satışı geçersizdir.Somut olayda resmi şekilde yapılmış bir satış ya da satış vaadi sözkonusu değildir.Sözü edilen sözleşme yalnızca 4,44 m² alan için ve merdivenin bir kısmının bulunduğu yerin istifadesinin davalı tarafa terk edildiğine ilişkindir.Kaldıki; elatmanın önlenmesine yönelik istek bu kapsam dışındaki saçak ve duvara yöneliktir.Onun için davacı tarafından verilmiş bir muvafakat bulunmadığı gibi davalıların kısmi yapılanmasını haklı kılan bir hukuki ilişki de yoktur. Öte yandan;Olayda Türk Medeni Kanununun 725. maddesindeki koşulların oluştuğunu söyleme olanağı da yoktur.Zira yukarıda değinildiği gibi harici satış ya da resmi olarak düzenlenmiş satış vaadi sözkonusu değildir.Üstelik 3194 sayılı Yasanın 16. maddesi gözetildiğinde ifrazın mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu ilkeler ışığında değerlendirme yapıldığında olayda sözleşmeden sonra muhtesat yapımı sözkonusu olmadığından tazminat isteğinin reddi doğru ise de sözleşme kapsamı nazara alınarak elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne;karşı tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Hal böyle olunca,Davacı-karşı davalının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile yerel mahkeme kararının (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın