1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/8338 E. , 2012/13435 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/03/2011
NUMARASI : 2006/522-2011/141
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.11.2011 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen vekili Avukat S... M... D.... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, imar parseli paydaşları arasında elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; karşı dava temliken tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; tarafların kayden paydaşı oldukları çekişme konusu 707 ada 2 parsel sayılı taşınmazın öncesini teşkil eden 240 sayılı kadastral parselde, tarafların dava dışı kişilerle birlikte paydaş oldukları, davalının anılan kadastro parseli üzerine yıkımı istenen yapıya inşa ettiği, daha sonra 240 sayılı parselin imar şuyulandırmasına tabi tutulduğu ve davalıya ait binanın bulunduğu bölümün 707 ada 2 parsel olarak davacı ile davalıya özgülenerek adlarına sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Belirlenen bu duruma göre, çekişmeli imar parselinin davalı tarafından kullanıldığı ve davacı yönünden intifadan men olgusunun gerçekleştiği gözetilerek davacının payı oranında elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü edilmesi ve bilimsel verilere göre belirlenen ecrimisile hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davalının, bu yöne değinen temyiz itirazı yerinde değildir, reddiyle aleyhindeki hükmün ONANMASINA
Ancak,kural olarak yıkıma karar verilmiş olması doğru ise de, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesinde öngörülen kaim bedel ilkesi gözetilmeksizin neticeye gidilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez. Öyleyse, mahkemece yapılacak iş, yıkıma karar verilen yapının kaim bedelinin belirlenmesi, davalıya ödenmek üzere mahkeme veznesine depo ettirilmesi için davacıya olanak tanınması, kaim bedelin depo edilmesi halinde yıkıma karar verilmesinden ibarettir. O halde, yukarıda değinilen hususlar dikkate alınmaksızın mahkemece yazılı olduğu olduğu şekilde yıkıma karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalı vekilin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollamı ile) 1086 sayılı HUMK.' nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.