Esas No
E. 2012/2717
Karar No
K. 2012/3605
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/2717 E.  ,  2012/3605 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/12/2010

NUMARASI : 2008/816-2010/826

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden maliki olduğu binasına bitişik davalı İ..’e ait binaya diğer davalı şirket tarafından baz istasyonu kurulduğunu, kalp ameliyatı geçirmiş, yaşlı, kalp ve tansiyon hastası bir kişi olarak, yatak odasının hemen yanında kurulan baz istasyonunun sağlık, yaşam, mülkiyet ve ikamet haklarını ihlal ettiğini, bu nedenle ev ve işyerini terk etmek zorunda kaldığını, tüm çevre halkının da sağlığının tehlikede olduğunu ileri sürerek, baz istasyonunun kaldırılmasına binanın eski hale getirilmesine ve lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, çekişme konusu yapılan baz istasyonunun güvenlik sertifikasının bulunduğunu ve limit değerlerin altında çalıştığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, “ispat edilemeyen davanın reddine” karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve baz istasyonunun kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, davalı şirketin diğer davalıya ait taşınmaz üzerinde baz istasyonu kurduğundan beri tedirgin bir yaşam sürdüğünü, evini ve işyerini terk etmek zorunda kaldığını, baz istasyonunun kendisinin ve çevrede yaşayan insanların sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

İddianın bu içeriği ve niteliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737. ve devam eden hükümlerinde ön görülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu da tartışmasızdır.

Diğer taraftan; konuyla ilgili "Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte" bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, yönetmeliğin 12. maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11. maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.

Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde; tespit edilen radyasyon değerlerinin referans değerlerinin altında dahi olsa, uzun süre maruz kalınması halinde kişilere ve çevreye zarar verip vermeyeceği ve verilecek zararların neler olabileceği hususunda bilgi birikimine ve branşına sahip kamu sağlığı uzmanı bilirkişiye yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde belirtilen niteliklere haiz bilirkişiler ile uzun süreli radyasyona maruz kalmanın insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda görüş bildirebilecek kamu sağlığı uzmanı bilir kişinin de aralarında yer aldığı bilirkişi heyeti ile birlikte mahallinde yeniden keşif yapılması; davacının taşınmazı ile çekişme konusu baz istasyonunun konumları da gözetilmek suretiyle, aynı yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen ölçüm cihazları vasıtasıyla gerekli ölçümlerin yapılarak yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, noksan ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.