1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/7047 E. , 2012/7380 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SARIGÖL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2011
NUMARASI : 2010/195-2011/48
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 15 parsel sayılı taşınmazın davacının miras bırakan babası T.K. adına kayıtlı olduğu, komşu 6 parsel sayılı taşınmazın ise davalının miras bırakanı M. K.adına kayıtlı olduğu, her iki taşınmazında imar parseli olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, babasından intikal eden taşınmazına davalının yaklaşık 16 metre tecavüz ettiğini ileri sürerek, elatma istekli eldeki davayı açmış, davalı ise; tecavüzün imar uygulaması ile oluştuğunu savunmuştur.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus, M.K.'nun 684.maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 Sayılı Yasanın 1605 Sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 Sayılı İmar Yasasının 18.maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece, yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönede bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürce bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibinin koruma zorunluluğunu duymuştur Ne varki, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; mahallinde yapılan uygulama neticesinde inşaat mühendisi bilirkişi Salahattin Bozkuş tarafından düzenlenen 23.01.2011 tarihli raporda; 15 nolu parsele imar düzenlemesi sonucu 6 parselden toplam 22,34 m2 yer verildiğinin belirtildiği halde, bu yöne ilişkin olarak fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 19.01.2011 tarihli raporda bir açıklama yeralmadığı gibi, bilirkişiler tarafından çekişmeye konu imar parsellerinin sınırları ile imar öncesi kadastral parsel sınırları aynı kroki üzerinde çakıştırılmış da değildir.
Öte yandan; çekişmeli 15 nolu imar parseline taşkın olduğu bildirilen deponun imar uygulaması öncesinde zeminde mevcut olup olmadığı hususu üzerinde durulmadığı gibi, bilirkişilerce bu yönde bir belirleme yapılmadığı ve görüş bildirilmediği halde mahkemece taşkın kısımların zarar görmeden sökülerek tecavüzsüz alana çekilebileceği gerekçesi ile İmar Yasası'nın 18. maddesi hükmü gereğince bedel ödenmesine gerek olmadığı kanaatine varılarak sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir. Hal böyle olunca, çekişme konusu taşınmazdaki taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, tecavüzün imar uygulaması ile oluştuğunun belirlenmesi halinde öncelikle taşkın deponun ana nüvesinin yer aldığı 6 parsel sayılı taşınmazın davalı dışında ki M.K. mirasçılarının davada yeralalmalarının sağlanması, tecavüzlü yapının kaim değerinin keşfen saptanarak davacıya depo ettirilmesi, ondan sonra elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen sebeplerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.