Esas No
E. 2012/1384
Karar No
K. 2012/3853
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/1384 E.  ,  2012/3853 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : LÜLEBURGAZ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/06/2011

NUMARASI : 2010/68-2011/228

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, ortak miras bırakanları H.K. 8 parça taşınmazını, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak oğlu olan davalıya tapuda ölünceye kadar bakım akdiyle temlik ettiğini, gerçekte ivazsız akit yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payları oranında iptal ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, çekişmeli taşınmazları ölünceye kadar bakım akdi ile temellük ettiğini, bakım yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ivazlı akit yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; taraflar arasında yapılan ölünceye kadar bakım akdinde bakım yükümlülüğünün yerine getirildiği, muvazaa olgusunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin dir. Mahkemece; temlikin bakım karşılığı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Gerçekten de; tarafların ortak miras bırakanları H. K.kayden maliki olduğu çekişme konusu, tarla niteliğindeki 8 parça taşınmazını oğlu olan davalı S. ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği dosya kapsamı ile sabittir.

Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.5ll. Maddesi) .Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K. 5L4. md.)

Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.

Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 0l.04.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.

Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.

Somut olaya gelince; tarafların ortak mirasbırakanı H.nin 1924 doğumlu olduğu,14/06/2009 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak 7 çocuğunun kaldığı, davacıların kendisinden önce ölen kızı G.dan olma torunları M.ve V. ile kızları Ş.ve H. davalının ise oğlu S.olduğu, 8 parça taşınmazın davalıya bakım karşılığında devredildiği, çekişmeye konu taşınmazların tespit edilen değerlerinin miras bırakanın terekesinden çok daha ziyade olduğu anlaşılmaktadır. Bir kimsenin bakım ihtiyacını bir veya birkaç taşınmazını veyahut taşınmazlardaki paylarını vererek karşılaması mümkün iken belirtilen nispetteki taşınmazını temlik etmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu durumda; yukarıda belirlenen olgular değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilmelidir. O halde; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.