1. Hukuk Dairesi 2012/1385 E. , 2012/3855 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2011
NUMARASI : 2010/8-2011/218
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 4.4.2008 tarihinde satın alma yolu ile maliki olduğu 10219 parsel sayılı taşınmazda yer alan 4 nolu bağımsız bölümü, davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın işgal ettiklerini, kullanım bedeli ödemediklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve aylık 500,00.-TL.’den satın alma tarihinden, karar tarihine kadar geçecek süre gözetilerek ecrimisil ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, inançlı işleme dayalı olarak temlik yapıldığını, satma iradesinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının kayden maliki olduğu bağımsız bölüme, davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın müdahale ettiklerinin keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının kayden maliki olduğu bağımsız bölümü, davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın ikamet etmek suretiyle kullandığı keşfen saptanmak suretiyle elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne varki; dava dilekçesinde dava değerinin talep edilen ecrimisil miktarı kadar gösterildiği ve bu değer üzerinden harç yatırıldığı, elatmanın önlenmesi isteği bakımından bir değer gösterilmediği, davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesinde keşfen belirlenen dava değerinin (dava konusu taşınmazın değeri ve ecrimisil değeri toplamı ) 6100 sayılı HMK'nun 4 maddesindeki (HUMK’nun 8. maddesindeki) düzenleme karşısında Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının temyiz edilmeden kesinleştiği ve dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine intikal ettirildiği, görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde de saptanan dava değeri üzerinden harç tamamlatılmadan yargılamanın yürütüldüğü görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu, konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesi gerektiği ve davanın nispi harca tabi olduğu açıktır. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK'nun 120. maddesi (HUMK.’nun 413.maddesi ) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından, elatma isteğinin yanında yıkım isteğinin de bulunması halinde dava değerinin elatılan yerin ve yıkımı istenilen yapının değerinin toplamından (04.03.1953 tarih, 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ibaret olacağı kuşkusuzdur. Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30. ve 32.maddelerinde hükme bağlanmıştır.
Hal böyle olunca; dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri ile ilgili olarak davacı tarafından bir değer belirtilmediği gözetilmek suretiyle, mahkemece keşfen belirlenen dava değeri üzerinden eksik harcın ikmal ettirilmesi ve ondan sonra tarafların iddia ve savunmaları da gözetilerek delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen husus üzerinde durulmaksızın, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması yerinde değildir.
Davalının, temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.