1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2010/3571 E. , 2010/4622 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KIRIKKALE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 22/12/2009
NUMARASI : 2009/50-2009/287
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanın mal kaçırmak amacıyla 5 parça taşınmazı oğlu davalı Y.ile diğer davalılar murisi R.T.’a satış yoluyla temlik ettiğini, satışların gerçek olmadığını ileri sürüp muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, hükümden sonra davacı S.davasından feragat ettiğini bildirmiştir. Davalı Y., dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, yargılamaya katılmadıkları gibi davaya cevap da vermemişlerdir. Mahkemece, çekişme konusu 341 ada 12 parsel sayılı taşınmazın murisle ilgisi olmayıp davalı Y.ın anılan taşınmazı üçüncü kişiden edindiği, diğer taşınmazların davalılara temlikinin ise muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi . . raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakanın çekişme konusu taşınmazları mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak oğulları davalı Y. ile diğer davalılar murisi Recep’e temlik ettiği saptanarak davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, dava konusu 1974 parsel üzerinden miras bırakanın davalılara pay satışları yaptığı, daha sonra ifraz ve imar işlemlerine tabi tutularak 341 ada 11 ve 342 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar olarak davalılar adına tescil edildiği görülmektedir. Bu durumda, anılan taşınmazlarda, miras bırakan tarafından davalılara temlik edilen payların imara yansıyan hisseleri üzerinden davacıların miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği açıktır. Öte yandan; hükümden sonra usulüne uygun olarak tevsik edilmiş 04.02.2010 tarihli dilekçe ile davacı S.’ın davasından vazgeçtiği anlaşıldığına göre, vazgeçmeden ötürü davacı Sultan davası yönünden gerekli kararın verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır. Hal böyle olunca; davalıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.