(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/6557 E. , 2010/11411 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı, davalı adına kayıtlı aracın karıştığı trafik kazasında 3.kişi aracının hasarlandığını, zarar gören aracın kasko sigortası şirketine 1.920 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalı aracının dava dışı sürücüsünün alkollü şekilde araç kullandığını ve %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı ve sürücü aleyhine Beykoz 3.İcra Müdürlüğünün 2007/368 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kusuru, hasarı ve sürücünün alkollü olduğu hususlarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının Beykoz İcra Müdürlüğünün 2007/368 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, davacı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan aracın yaptığı kaza sırasında dava dışı araç 2010/6557 2010/11411 sürücüsünün alkollü olduğu iddiasına dayalı olup, 3.kişiye ödenen tazminatın sigortalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nun 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kaldı ki alkol miktarı, 0,50 promil üzerinde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. 2918 sayılı KTK'nun 95/2.maddesi ZMMS Genel Şartları B-4 maddesi uyarınca sigorta şirketi tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Taraflar arasındaki ZMMS Genel Şartları, B-4 maddesi gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından tazminat talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün salt alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir. Bu nedenle sürücünün aldığı alkolün oranı da doğrudan doğruya sonuca etkili değildir. 2918 sayılı KTK'nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. 2010/6557 2010/11411
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğini, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Somut olayda kaza tesbit tutanağının ön sayfasında davalıya ait aracın sürücüsünün alkol durumunun kontrol edildiği belirtilmiş; tutanağın "kazanın özeti, bölümünde sürücünün alkollü araç kullanma ve arkadan çarpma kurallarını ihlal ettiği yazılmıştır. Ancak dosya kapsamında davalı aracının sürücüsüne ait alkol raporuna rastlanmamıştır.
Bu durumda mahkemece kaza tutanağında bildirilen sürücü ...'a ait alkol raporunun merciileri nezdinde araştırılarak temin edilmesi, temininin mümkün olmaması halinde mevcut duruma göre aralarında nöroloji ve kusur, hasar ve trafik konusunda uzmanın bulunduğu 3.kişilik bilirkişi heyetinden olayın oluş şekli, hava, yol ve 3.aracın sürücüsünün olaya etkisinin bulunup bulunmadığı gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, kazanın sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında etkili olup olmadığının, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin, sürücülerin olaydaki kusur oranlarının ve zarar gören 3.araçta meydana gelen hasar bedelinin tesbiti yönünden rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu kusur ve hasar yönünden dahi inceleme yapılıp bilirkişi raporu alınmadan davacının talebi gibi davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2010/6557 2010/11411
3.Kabule göre de, müteselsil sorumluluğu olanlardan aynı zamanda sigortacının akidi olmayan sürücünün borcu kabul beyanının davalıyı bağlamayacağı gözetilmeden dava dışı sürücünün icra takip dosyasında borca ve alkollü olduğu hususuna itiraz etmemesine göre alkollü olduğunun kabulünün gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.